301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
07 Ekim 2016 - Cuma 22:30 Bu haber 211 kez okundu
 
17-25 Aralık Unutuldu mu
Köşe Yazıları Haberi


       Unutturmaya çalışıyorlar, ama unutulur mu hiç? FETÖ’ye ve onun yapmaya kalktığı darbeye, milletçe ve şiddetle karşıyız. Ancak, büyük bir hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet olayı olarak bilinen 17 Aralık 2013 de meydana gelen olayı, milletçe asla unutmuyoruz. Ve bu olay, hiçbir zaman unutulmayacak!

   Değerli Okuyucularım; eskiler,“Hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür.” derler. Yani, ‘İnsan hafızasının, “unutmak” gibi sakat bir yanı vardır’ demek isterler, doğrudur.

    Zaten, unutmak olmasa, yeni bilgiler öğrenmek ve onları hafızada depolamak biraz zorlaşır.

    Ne var ki, 2013 senesinin Aralık ayının 17’sinde yapılan Polis baskını ile, kimi devlet büyükleri bağlantılı çocuklarının odalar, kasalar ve kutular dolusu paralarla “Suçüstü” yakalanması, hele elle sayılamayacak çokluktaki bu paraların sayılması için Para Sayma Makinelerinin kullanıldığının görülmesi, öyle kolay unutulacak olaylardan  değil.

   Suçüstü yapılan olay, zorunlu olarak mahkemeye sevk edilmiş, failleri de  götürülüp, hapse atılmışlardı.

   Olayın,  “Bir darbe” olduğu kamu oyuna takdim edilmesine karşın, o bir darbe filan değil, bir yolsuzluğun ortaya çıkarılması, faillerinin de “suç üstünde” yakalanmasıydı.

    Olay, büyük ses getirdi. Suçüstü görüntülerinden başka, “tape” denilen ses kayıtları incelendi, dinlendi, dinletildi ve olay defalarca doğrulandı.

   Ancak, 2 ay 10 gün sonra,  yakalananlar serbest bırakıldı ve çaldıkları paralar da, kendilerine faizleriyle iade edildi.

    Herkes şaşkındı. Suçüstü yakalanan birinin suçsuz sayılıp, cümle alemin önünde serbest kalması, dünya tarihinde ilk defa görülüyordu.

      4 Bakan’ın adının karıştığı olayın baş kahramanı, Reza Zarrab adlı Azeri asıllı bir kişiydi.

      Anlaşıldı ki, bu kişi  alavere-dalavereyle, yani rüşvet dağıtarak uluslararası büyük ve kirli işler yapıyor ve bu Bakanlar tarafından korunuyordu.

                                     BAKANLAR, TAKİPSİZ

     Dönemin İçişleri Bakanı bunlardan biriydi. Oğlunu aracı olarak kullanıyor, Reza Zarrab’dan faydalanıyordu. Yapılan açıklamalara, yani Savcı İddianamesine göre, Bakan 10 milyon dolar götürmüştü.

   Bir diğeri, Sanayi ve Ticaret Bakanı’ydı. Reza’nın hediye ettiği 700 bin liralık kol saati takıyordu. Savcı’nın İddianamesine göre, tam 52 milyon lira götürmüştü.

    Avrupa Birliği Bakanı ise, rüşveti takım elbiselerin içine gizlenmiş olarak alıyordu. Muhafazakar bir iktidarın Bakanı olduğu halde, Kur’an ayetleri ile dalga geçiyor ve bu yönden de milletin tepkisini topluyordu.

    İktidarın şefkatli göğsüne yaslanan bir Banka Genel Müdürü ise, paraları Bankası yerine, evinde kutularda saklıyordu.

   Amerikan doları cinsinden olan paraları nereden bulduğuna bir türlü kılıf uyduramıyor ve gülünç duruma düşüyordu.

              SÖZÜM ONA AKLANDILAR, AMA MECLİS DIŞINDALAR

    Bakanlar, görevlerinden istifa ettirildiler. Bir tanesi var ki, alenen dönemin Başbakan’ını suçladı ve  “O da istifa etsin.” dedi.

    Komisyon kuruldu. Rüşvetçiler, çoğunluğu AKP’li olan üyelerin oylarıyla sözüm ona aklandılar, paklandılar ve köşelerine saklandılar.

      Partisi, onları takip eden seçimde aday yapmadı ve tekrar seçilemediler. Onlar da böylece, bu paraları daha rahat yeme imkanı ve zamanı buldular.

     Değerli okuyucularım, dikkatlice baktım. İçişleri Bakanı’nın dışında hiç birinin yüzü kızarmadı. İçişleri Bakanı ise, perişandı. Çünkü, böyle bir baskın beklemiyorlardı.

                                    MİLLET, UNUTMUYOR!

  Olay, geçen süre içinde sık sık gündeme getirildi, ancak iktidardakiler tınmadılar. Çünkü, bu dönemde yapılan yolsuzluklar, bunlarla sınırlı değildi ki.

    3628 numaralı bir kanun vardı. Adı, “Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.”

   Bu iktidar döneminde, bu kanun tek bir kişiye bile uygulanmadı. Bu dönemde yolsuzluk söylentileri, rüşvetle iş bitirme durumları ayyuka çıktığı halde, tek bir Bakan, tek bir Milletvekili, tek bir Bürokrat, tek bir Memur ve tek bir kamu görevlisi tahkikata, takibata uğramadı. Yargılanmadı, ceza almadı.

   Bütün söylenenler, yani yolsuzluklar hep “Örtbas” edildi. Yapanların hep yanlarına “kar” kaldı. Beş kuruşa muhtaç olanlar, zenginlerin listesine girdiler.

    Ne var ki, bütün bu olanlar milletin gözünden hiç kaçmadı. 17 Aralık Olayı’nı unutturmaya çalışsalar da, millet bu olayı bir gün bile olsun unutmadı, unutmuyor.

     Unutmadığı gibi, bunun hesabının sorulacağı günün gelmesini, merakla bekliyor.

      İşin ilginç, hatta çok ilginç yanı, bütün olaylar, yüce dinimizin kurallarını dilinden düşürmeyen ve muhafazakar olduğunu söyleyen bir iktidarın döneminde oluyor ve de bunlar hala, “İyi ve gerçek Müslüman” olduklarını söylüyorlardı.

                                   BÖYLESİ, HİÇ GÖRÜLMEMİŞTİ

      Gerek tek partili, gerekse çok partili siyasi hayatımızda, devlet katında yapılan yolsuzluklardan da söz edilmişti.

     1947 yılında yapılan buğday ithalatında, dönemin Gümrük Bakanı Suat Hayri Ürgüplü yolsuzluk yapmakla suçlanmış, ancak mahkemeye verilen Bakan, beraat etmişti.

      1978 yılında da, Gümrük Bakanlığı yapan Tuncay Mataracı, rüşvet almakla değil, rüşvet alanlara göz yummakla suçlanmış ve 36 yıla mahkum edilmişti.

     12 yıl hapis yatan Mataracı, İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklikle  serbest kalabilmişti.

     ANAP hükümetinin Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’da rüşvet almakla suçlanmış, yargılanmış ve 2 yıl hapis yatırılmıştı.

     Görülüyor ki,  hangi dönemde olursa olsun, suç işleyenler yargılanıyor, yaptıklarının hesabını veriyorlardı.

       Hesap vermekten korkanlarsa, şimdi olduğu gibi iktidar gücünü kullanıp ve bir yolunu bulup yargılanmaktan kaçabiliyorlardı. Ancak, millet onları hiçbir zaman unutmuyordu.

                                 SÖYLEYİN, ADALET BU MUDUR?

      Okuyanlar, hatırlayacaklardır. Siyasi güçlerini kullanıp her türlü yolsuzluğa bulaşanları ve onların nasıl kaçıp kurtulduklarını görünce, kendi uğradığım haksızlığı bu sütunlarda ve kimi zamanlarda dile getirmiştim.

       Yayın gücünü salt çıkarı için kullanan megaloman bir gazetenin isteklerini yerine getirmediğim için, saldırısına uğramış ve Mal Bildirimi yasasına muhalefetten ben de yargılanmıştım.

      Kusur arayanlar, tek, ama tek bir kusurumu bulamayınca, doğduğum köyüme gelip, babamın bundan 90 sene  evvel edindiği 3 parça tarlanın hesabını, benden sormuşlardı.

      Hala, babamın tapusundaki bu tarlaları Mal Bildirimi’nde bulunmadığım için de, beni suçlamışlardı.

    Değerli okuyucularım; Bana bu zulüm yapılırken, çaldıkları odalar, kasalar ve kutular dolusu paralarla devleti ve milleti soyanları, ben hiç unutur muyum?

      Ben unutsam bile, bu millet unutur mu hiç? 17 Aralık Olayı, onlarca yıl geçse de hiç unutulur mu?

 

 

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Tekirdağ
Yağışlı
Güncelleme: 12.12.2019
Bugün
- 12°
Cuma
- 14°
Cumartesi
- 14°
Tekirdağ

Güncelleme: 12.12.2019
İmsak
06:46
Sabah
08:18
Öğle
13:08
İkindi
15:28
Akşam
17:49
Yatsı
19:15
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
30
0
2
3
9
14
2
Beşiktaş
27
0
3
3
8
14
3
Trabzonspor
26
0
2
5
7
14
4
İstanbul Başakşehir
26
0
2
5
7
14
5
Fenerbahçe
25
0
3
4
7
14
6
Galatasaray
23
0
3
5
6
14
7
Alanyaspor
22
0
4
4
6
14
8
Yeni Malatyaspor
20
0
4
5
5
14
9
Göztepe
20
0
4
5
5
14
10
Denizlispor
18
0
6
3
5
14
11
Gaziantep FK
17
0
5
5
4
14
12
Çaykur Rizespor
17
0
7
2
5
14
13
Gençlerbirliği
14
0
6
5
3
14
14
Konyaspor
14
0
6
5
3
14
15
Kasımpaşa
12
0
8
3
3
14
16
Antalyaspor
12
0
8
3
3
14
17
Kayserispor
10
0
8
4
2
14
18
MKE Ankaragücü
9
0
9
3
2
14
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı