Bir Çeşme Değil, Bir Vicdan Meselesi
Saray’da yaşanan bir olay var ki, aslında bir çeşmeden çok daha fazlasını anlatıyor. Bu mesele su meselesi değil; bu mesele vicdan, kamu hakkı ve görev sorumluluğu meselesidir.
Yıllardır, hatta asırlardır aktığı söylenen bir hayrat çeşmesi… Hayır için yapılmış, insanın ve hayvanın ortak kullanımına sunulmuş bir su kaynağı… Ve bugün gelinen noktada bu suyun, iddialara göre, bir kişinin özel mülkiyetine yönlendirildiği konuşuluyor.
Şimdi soralım:
Bir hayratın suyu nasıl olur da özel mülke akar?
Daha da önemlisi; bu olurken kim ne yapar?
ASLA SADECE BİR “İDDİA” DEĞİL
Bölge halkı konuşuyor. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar açıkça söylüyor: “Artık o sudan faydalanamıyoruz.”
Bu cümle bile başlı başına bir gerçeği işaret ediyor.
1990’lı yıllarda hayırsever Hacı Mehmet Necmettin Ataklı tarafından yaptırılan bu çeşme, yıllarca hem insanlara hem hayvanlara hizmet etti. Yani bu çeşme bir kişinin değil, bir toplumun malıydı.
Bugün ise aynı toplum o sudan mahrum bırakıldığını söylüyor.
Bu noktada mesele sadece suyun yönü değil, adaletin yönüdür.
ASIL SORU: YETKİLİLER NEREDE?
En çarpıcı nokta ise şu:
Bu iddialar yeni değil. Vatandaşlar defalarca ilgili yerlere bildirdiklerini söylüyor.
Peki sonuç?
Sessizlik.
Bu sessizlik kabul edilebilir mi?
Bir kamu kaynağı göz göre göre başka bir yere aktarılırken kimse müdahale etmez mi?
Yoksa gerçekten görmüyor musunuz?
Yoksa görmek istemiyor musunuz?
BU SESSİZLİK NORMAL DEĞİL
Bir ilçede hayrat çeşmesinin suyu özel mülke gidiyorsa ve bu durum uzun süredir devam ediyorsa, burada ya ciddi bir ihmal vardır ya da daha vahim bir tablo söz konusudur.
Çünkü kamuya ait olan, toplumun ortak kullanımına sunulan bir değerin kişisel çıkarlara hizmet etmesi, sadece bir usulsüzlük değil; aynı zamanda bir vicdan yarasıdır.
ARTIK NET OLMA ZAMANI
Bu işin ortası yok.
Ya bu iddialar doğru değildir, çıkar açıkça söylenir.
Ya da doğrudur ve gereği yapılır.
Ama en kötüsü ne biliyor musunuz?
Hiçbir şey olmamış gibi davranmak.
Saray halkı artık cevap bekliyor.
Net, açık ve tatmin edici bir cevap.
Çünkü mesele bir çeşme değil…
Mesele, kimin neye ne kadar sahip çıktığıdır.