6 Şubat 2023’de yaşanan ve tarihe Kahramanmaraş depremleri olarak geçen zorlu dönemin üzerinden 3 yıl geçti. İstatistikler bugüne kadar yaşanan acı kayıpları ortaya koydu fakat depremin psikolojik etkilerini rakamlarla görmek pek de mümkün değil. Deprem gibi bir doğa olaylarının ardından yaşanan korku, kaygı, çaresizlik ve belirsizlik duyguları, çoğu zaman sadece yaşanan an ile sınırlı kalmayabiliyor.
Deprem psikolojisi ve yaşanan süreçlerle ilgili konuşan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikolog Eslem Fulya Ekşi; “Deprem, saniyeler içinde olup biten bir doğa olayı gibi görünse de etkileri yalnızca binal arla sınırlı değildir. Yer sarsıntısı durduğunda, birçok insan için asıl zor süreç başlar: psikolojik toparlanma. Korku, kaygı, çaresizlik ve belirsizlik duyguları depremden sonra son derece yaygındır ve bu tepkiler “zayıflık” değil, insanın hayatta kalma refleksinin doğal bir parçasıdır. Deprem, ani, kontrol edilemeyen ve yaşamı tehdit eden bir olay olması nedeniyle psikolojide ‘travmatik yaşantı’ olarak tanımlanır. Travmatik olaylar yalnızca yaşandıkları anla sınırlı kalmaz; bireyin duygu durumunu, düşünce biçimini ve davranışlarını uzun süre etkileyebilir. Bu nedenle depremin etkilerini yalnızca fiziksel zararlarla değerlendirmek eksik bir bakış açısıdır. Fiziksel zararlar görünürken, psikolojik etkiler çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebilir. Bu durumda kişinin deprem sonrasında yaşam ile yeniden sağlıklı bir uyum içerisinde olmasına engel oluşturabilir.” diyor.

“Deprem Sonrası Ver ilen Tepkiler Normaldir”
Depremin etkilerinden söz eden Klinik Psikolog Eslem Fulya Ekşi; “sürekli tetikte olma hali, en ufak seste irkilme, uyku problemleri, depremle ilgili
görüntülerin zihinde tekrar tekrar canlanması ve “Ya tekrar olursa?” düşüncesi, depremi yaşayan kişilerde görülebilen tepkilerdir. Bu tepkiler, beynin tehlikeye karşı geliştirdiği akut stres yanıtının devamı niteliğindedir. Sinir sistemi yaşanan olayı yüksek riskli olarak kaydeder ve bireyi olası bir tehdide karşı korumaya çalışır. Bu nedenle deprem sonrası psikolojik belirtiler çoğu zaman bir hastalık değil, anormal bir duruma verilen normal tepkilerdir.”
“Duyguları Bastırmak İyileşmeyi Geciktirebilir!”
Psikolojik açıdan bakıldığında korku ve kaygının bastırılmasının iyileşme sürecini desteklemediğini dile getiren Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikolog Eslem Fulya Ekşi; “Afet sonrası dönemde “güçlü olma” beklentisi toplumsal olarak sıkça vurgulanır. Fakat ifade edilemeyen duygular zamanla bedensel yakınmalar, yoğun anksiyete, öfke patlamaları ya da depresif belirtiler şeklinde ortaya çıkabilir. Bilimsel çalışmalar, travma sonrası duyguların tanınması ve ifade edilmesine izin verilen ortamlarda iyileşmenin daha sağlıklı ilerlediğini gösteriyor. Korkunun, üzüntünün ve belirsizliğin konuşulabilir olması, zihnin alarm sisteminin yavaşlamasına yardımcı olur.” diyor.
“Ne Zaman Uzman Desteği Gerekir?”
Depremin psikolojik etkilerinde dikkat edilmesi gereken işaretlere de değinen Klinik Psikolog Eslem Fulya Ekşi; “Deprem sonrası yaşanan psikolojik tepkilerin büyük bir kısmı zaman içinde azalma eğilimi gösterir. Ancak bazı durumlarda bu belirtiler kalıcı hale gelebilir. Özellikle birkaç haftayı aşan süreçte kişinin günlük yaşamına dönememesi, yoğun kaygın ın devam etmesi, uyku ve iştah sorunlarının belirginleşmesi dikkat edilmesi gereken işaretlerdir. Normal tepkiler zamanla hafiflerken, riskli durumlarda belirtiler şiddetlenir ve yaşam alanı giderek daralır. Kaçınma davranışlarının artması, sosyal ilişkilerden geri çekilme ve sürekli tehdit algısı, profesyonel destek gerektiren durumlar arasında yer alır. Psikolojik destek, bireyin yaşadığı travmatik deneyimi bastırmasını değil; onu güvenli bir çerçevede anlamlandırmasını ve yaşamla yeniden bağ kurmasını amaçlar. Erken dönemde alınan destek, uzun vadeli ruhsal sorunların önlenmesinde önemli bir koruyucu faktördür.”
