Azgın Köpek
Savaşta komutan temeli yanına çağırır, "Oğlum" der, "Bak... Şu karşıdaki
köprüyü görüyormusun? Şimdi oraya gizlice gidip düşman var mı
tanklarımız arabalarımız piyadelerimiz, köprüden geçebilir mi diye bir keşif
yapıp gel." diye emreder. Temel sürüne sürüne gider ve bir kaç saat sonra
geriye döner, komutan sorar:
- Ne oldu oğlum düşman var mı, yok mu? Tanklarımız geçer mi oğlum?
- Geçer komutanım!
- Arabalarımız geçer mi oğlum?
- Geçer komutanım!
- Peki piyadelerimiz geçebilir mi oğlum?
- Geçemez komutanım!
- Neden geçemez oğlum?
- Köprünün ayağına kocaman azgın bir çoban köpeği bağlamışlar komutanım...
Şemsiye
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak:
- Bu ne küstahlık, demiş.
Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
- Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er: "Başüstüne!" diyerek selamı çakmış ve
şöyle sormuş:
- Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?
Anneniz Ne Diyor?
İngiliz generali, çok genç bir subay olan oğlunu yanında yaver olarak almıştı. General oğlunu, yaşlı bir albaya emrini iletmesi için görevlendirildi.
Genç subay, albayın yanına gittiğinde, biraz da acemilikle...
- Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim!
Oldukça şaşıran albay:
- Demek öyle söylüyor! Peki anneniz ne diyor?!...
Teftiş Fırçası
Askeri birlikte teftiş için hazırlık yapılıyormuş. Bu arada bütün erlere birer diş fırçası dağıtılmış. Er Mehmet de fırçayı göğüs cebine yerleştirmiş. Kıtayı denetleyen komutan sıra Mehmet'e gelince, cebindeki fırçayı göstererek sormuş:
- Bu ne bu?...
- Teftiş fırçası komutanım!...
Kaynak: Sihirli hikayeler.com
Kalın sağlıcakla.