"CHP'nin zayıflaması yalnızca bir partinin güç kaybetmesi anlamına gelmez. Bu durum, Türkiye'de iktidara alternatif arayan milyonlarca vatandaşın umutlarının da zayıflaması demektir."
Bugün CHP'nin ihtiyacı yeni kavgalar değil, yeni bir akıldır. Kimsenin kişisel hesapları, partinin geleceğinden büyük değildir. Çünkü CHP'nin kaybettiği her gün, yalnızca CHP'nin değil, Türkiye'de değişim bekleyen milyonların da kaybıdır. Herkes aklını başına toplamalı, parti içi hesaplaşmaları değil, ülkenin geleceğini konuşmalıdır.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Sayın Özgür Özel ve Sayın Ekrem İmamoğlu; sizler bu partinin önemli isimleri, milyonlarca insanın umut bağladığı siyasi aktörler olabilirsiniz. Ancak hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi'nden daha büyük değildir. Hiçbir lider, hiçbir makam ve hiçbir siyasi kariyer partinin ve ülkenin geleceğinin önüne geçemez. CHP kişiler üzerinden değil, kurumsal kimliği ve köklü tarihi üzerinden varlığını sürdürmüş bir partidir. Bu nedenle herkes şunu bilmelidir ki; liderler gelir geçer, ancak partiler ve temsil ettikleri değerler kalır.
CHP kaybederse yalnızca bir siyasi parti kaybetmiş olmaz. Türkiye'de demokratik muhalefetin toparlanma umudu da zayıflar. Bu nedenle kişisel hesapların değil, ortak aklın; bireysel hırsların değil, partinin ve ülkenin çıkarlarının öne çıkması gerekmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde son dönemde yaşanan tartışmalara bakıldığında, partinin önemli bir bölümünün küçük burjuva siyaset anlayışının etkisi altında olduğu görülüyor. Çünkü küçük burjuvazinin en belirgin özelliği, ilkesel duruştan çok konjonktürel tavırlar sergilemesidir.
Küçük burjuvazi; küçük esnaftan memura, serbest meslek sahiplerinden akademisyenlere kadar geniş bir toplumsal kesimi kapsar. Türkiye'de sayısal olarak oldukça güçlüdür. Ancak bu sınıfın siyasetteki en büyük sorunu, sürekli olarak kendi konumunu koruma kaygısıyla hareket etmesidir. Bu nedenle cesur kararlar almak yerine güvenli alanlarda kalmayı tercih eder.
Bugün CHP içerisinde yaşanan liderlik tartışmalarının, hizipleşmelerin ve bitmek bilmeyen iç çekişmelerin temelinde de bu anlayış yatmaktadır. Parti programı, ülkenin sorunları ve iktidar hedefi yerine; kim kimin yanında, kim hangi gruba yakın, kim hangi koltuğu elde edecek tartışmaları öne çıkmaktadır.
Oysa Türkiye'nin ana muhalefet partisinin enerjisini kendi iç hesaplaşmalarına değil, ülkenin geleceğine harcaması gerekir. Sürekli kendi içinde kavga eden, eski genel başkanlarla yeni yönetimleri karşı karşıya getiren bir anlayışın topluma umut vermesi mümkün değildir.
CHP'nin bugün en büyük ihtiyacı; küçük burjuva reflekslerinden kurtularak ortak aklı, parti disiplinini ve kurumsal kültürü yeniden güçlendirmektir. Çünkü muhalefetin parçalandığı bir yerde sadece CHP değil, demokrasiye inanan geniş toplum kesimleri de kaybeder.
CHP kaybederse yalnızca bir siyasi parti kaybetmiş olmaz. Türkiye'de demokratik muhalefetin toparlanma umudu da zayıflar. Bunun için herkesin kişisel hesapları bir kenara bırakması, partiyi ve ülkeyi kendi siyasi geleceğinin önünde tutması gerekir. Bugün ihtiyaç duyulan şey; hiziplerin lideri değil, partisini ve ülkesini birleştirecek bir siyasi akıldır.
"CHP'nin kendi iç kavgalarında tükettiği her enerji, yalnızca partiyi değil, Türkiye'de değişim bekleyen milyonların umudunu da tüketmektedir. Çünkü CHP kaybederse sadece bir parti kaybetmez; demokratik muhalefet de yönünü ve gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır."
Çerez politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez kullanmaktayız. Çerez Politikası