ads
DOLAR 49.02 ₺
EURO 55.70 ₺
STERLIN 65.16 ₺
G.ALTIN 6,571.69 ₺
Ç.ALTIN 10,787.15 ₺
BİLEZİK 6,017.05 ₺
BTC 83,168.95 $
ETH 2,664.80 $
BİST 0.00

    FON YÖNETİCİLERİ KİMLER?

    SARAY
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi Muhabir:

    FON YÖNETİCİLERİ KİMLER?

    FON YÖNETİCİLERİ KİMLER?

    Balık baştan kokar. Peki bu kez kokuyu kim almadı?

    Paralar nerede sorusundan önce, bu sistem nasıl kuruldu ve neden zamanında görülmedi diye sormak gerekiyor.

    Türkiye’de gündeme gelen fon krizi, yalnızca paraların nereden gelip nereye gittiğiyle açıklanabilecek sıradan bir olay değildir.

    Ortada çok daha önemli sorular var.

    Bu şirketler nasıl kuruldu? Kimler tarafından yönetildi? Kimler ortak? Kimlerin hesabına çalıştılar? Kimler bu sistemden kazandı? Daha da önemlisi, bunca işlem yapılırken devletin denetim mekanizmaları neredeydi?

    İşte asıl sorulması gereken sorular bunlar.

    Çünkü bir ülkede vatandaşın yaptığı en küçük işlem bile kayıt altına alınırken, milyonlarca liralık işlemlerin, şirketlerin, hesapların ve para hareketlerinin yıllarca nasıl fark edilmediği ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

    Bir kişi baklava çaldığında kamera görüntüsünden kimliği belirleniyor, bulunuyor ve adli sürece götürülüyor.

    Peki büyük paraların dolaştığı sistemlerde neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?

    Vatandaşın cebindeki birkaç yüz liraya kadar hesap soran sistem, milyonların, hatta çok daha büyük paraların hareketinde neden aynı kararlılığı gösteremiyor?

    Burada mesele yalnızca parası kaybolanların mağduriyeti de değildir.

    Mesele devlete duyulan güven meselesidir.

    Çünkü vatandaşın aklındaki soru şudur:

    “Benim yaptığım her işlem takip ediliyorsa, bu kadar büyük işler nasıl görülmedi?”

    İşte bu soru cevapsız bırakılırsa, ortaya yalnızca ekonomik bir mağduriyet çıkmaz. Devletin denetim gücüne ilişkin ciddi bir güven sorunu çıkar.

    KİMSE HESAP VERMEYECEK Mİ?

    Fon krizinde adı geçen şirketler hakkında kamuoyunun bilmek istediği çok şey var.

    Yöneticileri kim?

    Ortakları kim?

    Bu şirketlerin geçmişi nedir?

    Hangi kurumların denetimindeydiler?

    Hangi tarihlerde hangi işlemler yapıldı?

    Hangi kurumlar ne zaman haberdar oldu?

    Ve en önemlisi…

    Bir şeyler ters gidiyorsa neden zamanında müdahale edilmedi?

    Bunların cevabını vatandaşın bulması gerekmiyor.

    Bu soruların cevabını devletin ilgili kurumları ortaya koymalı.

    Çünkü devlet yalnızca suç işlendikten sonra ortaya çıkan bir yapı değildir.

    Devletin görevi, suçun meydana gelmesini beklemek değil; mümkün olduğu ölçüde önlemek, denetlemek ve vatandaşını korumaktır.

    Eğer bir sistem yıllarca çalışıyor, insanlar paralarını bu sisteme teslim ediyor ve sonunda büyük bir mağduriyet ortaya çıkıyorsa, sadece sistemi işletenlere bakmak yetmez.

    O sistemin nasıl ve neden bu kadar süre çalışabildiğine de bakmak gerekir.

    BALIK BAŞTAN KOKUYORSA…

    “Balık baştan kokar” sözü boşuna söylenmemiştir.

    Ancak burada “baş” derken herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak değil, sistemin en üstündeki sorumluluk zincirini sorgulamak gerekir.

    Bir yerde ciddi bir yanlışlık varsa;

    Kim izin verdi?

    Kim denetledi?

    Kim denetlemedi?

    Kim uyardı?

    Kim uyarıyı dikkate almadı?

    Kim zamanında müdahale etmedi?

    Ve varsa ihmalin hesabını kim verecek?

    İşte adalet tam da burada başlar.

    Kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilmemeli. Ama hiç kimse de “soru sormayalım” diyerek sorumluluk tartışmasının üzerini kapatmamalı.

    Çünkü soru sormak suçlamak değildir.

    Tam tersine, kamu adına hesap sormaktır.

    BU ÜLKENİN İTİBARI DA PARAYLA ÖLÇÜLMEZ

    Türkiye’nin sürekli yolsuzluk, vurgun, dolandırıcılık ve benzeri olaylarla anılması elbette kabul edilebilir bir durum değildir.

    Fakat bundan kurtulmanın yolu da sorunların üzerini örtmek değildir.

    Tam tersine, ne olmuşsa açıkça ortaya çıkarılmalıdır.

    Kim ne yaptıysa ortaya konulmalı.

    Kim ihmali varsa belirlenmeli.

    Kim suç işlediyse hukuk önünde hesabını vermeli.

    Kim suçsuzsa da aklanmalıdır.

    Vatandaşın istediği aslında çok basit:

    ADALET.

    Ne ayrıcalık istiyor ne torpil.

    Sadece kendi parasını, emeğini ve geleceğini emanet ettiği sistemin güvenilir olmasını istiyor.

    Bugün fon krizinde sorulması gereken soru sadece “Paralar nerede?” değildir.

    Asıl soru şudur:

    Bu sistem nasıl kuruldu, nasıl büyüdü ve neden zamanında görülmedi?

    Bu sorunun cevabı verilmeden dosyanın sadece birkaç kişinin üzerine bırakılması, kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmayacaktır.

    Çünkü vatandaş artık şunu soruyor:

    “Bunu yapanlar kim?”

    Ama bunun yanında çok daha önemli bir soru var:

    “Bunu bu kadar süre görmeyenler kim?”

    İşte o sorunun cevabı, belki de paranın kendisinden daha değerlidir.

    “Paranın peşine düşmek elbette önemli. Ama asıl mesele, paranın bu kadar rahat hareket edebilmesini sağlayan sistemi ortaya çıkarmaktır.”

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code