ads
DOLAR 45.21 ₺
EURO 53.04 ₺
STERLIN 61.49 ₺
G.ALTIN 6,703.28 ₺
Ç.ALTIN 10,931.66 ₺
BİLEZİK 6,097.66 ₺
BTC 77,043.68 $
ETH 2,281.06 $
BİST 0.00

    Kaval Çiçeği Masalı

    SARAY
    Yayınlama: 20 Nisan 2016 Çarşamba 22:30 Kaynak: Haber Merkezi Editör:

    Kaval Çiçeği Masalı
    Çoban Ali, elleri üzerinde suya doğru eğilince, içinde bir oyana, bir bu
    yana çırpınan, kıvrak hareketle dolanan, kırmızı balığı görmüş. Kuyruğunu
    yayarak tül tül, kıvrılırken suyun içinde, tüm güzelliğini sergilemeye
    çalışıyormuş küçük balık. Çoban Ali bakmış ki küçük balık sevgi ile
    çırpınıyor suyun içinde, hemen bağdaş kurup kıyıya, kavalını çalmaya
    başlamış. Her zamanki gibi önce incecikten yavaş yavaş, sonra coşarak,
    yüreğindeki sevgiyi yansıtarak üflemiş. Kavalın sesi coştukça, çimler,
    otlar, çiçekler ve sazlar da başlamışlar salınmaya. Ezginin dizemine,
    gizemine ve coşkusuna uygun olarak, önce ağır ağır, sonra hızlanarak,
    dalga dalga.
     
    Bir yanda suyun içindeki balığın kıvraklığı, bir yanda bitkilerin
    salınımı, bir yanda Çoban Ali’nin kavalından çıkan ezginin büyüleyici
    duygusallığı, yayılmış doğaya perde perde...
     
    Kuşlar gelmişler cıvıldaşarak ağacın dallarına. Kuzular melemişler arada
    ezginin dizemine uyarak. Tüm doğa ezginin duygusallığını yaşayarak
    çalkalanmış kıvrıla kıvrıla...
     
    Çoban Ali bakmış ki doğa dans ediyor kavalını çalarken; O da kendini
    kaptırmış bu dansa ve daha canlı, daha içten üflemiş kavalını...
     
    Günler haftaları, haftalar ayları kovalamış. Çoban Ali ve sürüsü gelirken
    su kenarına, koyunların çıngırakları ile kuzuların meleyişleri duyulunca
    uzaktan, çimler, otlar, çiçekler, sazlar kucaklaşırmışlar sevinçten.
    Kuşlar doluşurmuş ağacın dallarına. Doğa hazırlanınca büyük şölene, suyun
    kenarına bağdaş kurup kavalını çıkarırmış Çoban Ali. Daha ilk ezgi
    süzülürken kavalın deliklerinden suda bir kıpırdanma başlar, küçük kırmızı
    balık fırlayarak suyun içinden, “Ben de hazırım” dermiş. Çoban Ali çalmaya
    başlayınca kavalını; gözlerini kapar, içinin güzelliğini üflermiş
    derinden...
     
    Bir gün bakmış ki küçük balık kırmızı yüzünü sudan çıkarmış, kara gözleri
    ile öylece hareketsiz bakıyor. Dayanamamış onun bakışlarına. Çoban Ali
    belki de aylardır ilk kez dudaklarını kıpırdatıp:
     
    - Çok mu seviyorsun?
     - Evet aşığım.
     - Ümitsiz bir aşk o zaman seninki.
     - Olsun ama çok güzel.
     - Nasıl anlıyorsun geldiğimi?
     
    - Çimler hışırdıyor, çiçekler fısıldaşıyor, kuşlar cıvıldıyor, bir hareket
    geliyor doğaya. Toprak ve su bile etkileniyor. Ben de yuvamdan çıkıp
    yanına kadar geliyorum ezginin eşliğinde, dans ederek.
     
    - Çok güzel yüzüyorsun.
     - Fark ettin demek.
     - Hele kuyruğunu açınca, gelin duvağı gibi oluyor.
     - Kuyruğum çok güzeldir.
     
    - Aslında her şey çok güzel. Kara gözlü kıvırcık tüylü kuzular, ağaçlarda
    kıpırdayan küçük kuşlar, salınan, dalgalanan çimler, çiçekler, fısıldaşan
    sazlar, çimenlerin arasında serpişmiş beyaz papatyalar, şu içinde yüzdüğün
    duru su, karşıdaki dağlar, ıssız tepeler... Hepsi çok güzel.
     
    - Doğa katıksız olunca çok güzeldir.
     - Görmek isteyene.
     - Evet.
     - Ben de bu güzelliğin içinde çalıyorum kavalımı.
     - En güzel sevgiyi yansıtarak.
     - Gözlerimi yumup içimden geldiği gibi.
     - Yalnız içinden geldiği gibi değil bence. Ben o ezgilerde duygularını,
    sevecenliğini de duyuyorum. Sanırım diğerleri de benim gibi.
     
    - Çok mu seviyorsunuz benim ezgilerimi?
     - Evet. “İşte doğanın aşkı” diyoruz sen gelirken.
     - Herkes, her şey aşık mı sence?
     - Evet.
     - Ben de aşığım. Doğaya. Onun katıksız güzelliğine...
    Kaynak: Hikayeler. com
    Kalın sağlıcakla.
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code