TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, CHP’den istifalarla kurulan Yeni Parti’ye ilişkin yaptığı açıklamada, “İdeolojik yer değiştirmeler açısından yeni bir evreye girmiş bulunuyoruz” dedi.
Özgür Özel ve beraberindekilerin CHP’den istifa ederek kurdukları Yeni Parti, tartışılmaya devam ederken TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan dikkat çeken bir değerlendirme geldi.
Sosyal medya hesabından açıklamaya yapan Okuyan “Devrimci bir perspektifle bakıldığında bu tablo, holdingler-tarikatlar düzenini yıkmayı hedefleyen cumhuriyetçi bir programın geniş halk kesimlerinin gündemine sokulması için daha uygun koşullar sunuyor" dedi.
Okuyan ayrıca “'Yeni Parti'nin kurulmasına AKP yol açtı. Bunun tartışılır tarafı yok. Ancak Yeni Parti’nin kuruluşunun siyaset alanında dar anlamıyla CHP’nin içiyle sınırlanamayacak gelişmelere yol açacağını AKP ne kadar hesapladı, işte bu tartışmalı” ifadesini kullandı.
“Elbette henüz sürecin başındayız ve kesin konuşulamaz. Ancak…” diye yazan Okuyan şunları kaydetti: “Ad her şeyi belirlemez, lakin ‘Yeni Parti’ tercihi sadece “yeni parti kurmak zorunlu oldu” türünden bir duyguyla gerekçelendirilemez. Halkçı Parti, SHP, DSP, SODEP her durumda CHP geleneğinin yerleştiği “sosyal demokrasi” ya da “demokratik sol” çizgisine hitap eden partilerdi. Yeni Parti ise daha kurulmadan içinin farklı farklı doldurulmaya çalışıldığı bir oluşuma dönüştü: İdeolojisiz parti, sosyal demokrasinin ilkelerine sadık parti, ANAP gibi parti, Atatürkçü tabanı sağa açan parti…
Belki de istenen budur; herkesin, hatta “iliştirilmiş sol”un da kendince bir anlam yüklediği bir parti.
Kimbilir belki CHP’ye dönülür ama Yeni Parti böyle bir dönüş için uygun bir ad değil. Yeni Parti, “ben başka bir şeyim artık” iddiasıdır.”
“Yeni bir evreye girdik”
Okuyan bu iddiayla birlikte milyonların burjuva siyasetinde sanılanın ötesinde bir öneme sahip olan “kurucu parti”ye yaslanma alışkanlığını terk etmeye davet edilmiş olduğunu vurguladı:
“Bu iddia ile birlikte milyonlarca kişi “kurucu parti”ye yaslanma alışkanlığını terk etmeye davet edilmiş oluyor. İdeolojilerin ve programların tamamen önemsizleştirildiği burjuva siyasetinde “kurucu parti” referansı sanılanın ötesinde bir öneme sahipti. Bununla boy ölçüşecek tek referans, 25 yıllık bir öyküsü olan Reisçilikti.
Böylece 2021 sonrasında ama özellikle 6 Şubat 2023 depremiyle birlikte Türkiye’de yaşanan ideolojik ve siyasal hareketlilik ve yer değiştirmeler açısından yeni bir evreye girmiş oluyoruz.”
Tabloya devrimci perspektiften bakıldığındaki koşullara odaklanan Okuyan şunları kaydetti: “Devrimci bir perspektifle bakıldığında bu tablo, holdingler-tarikatlar düzenini yıkmayı hedefleyen cumhuriyetçi bir programın geniş halk kesimlerinin gündemine sokulması için daha uygun koşullar sunuyor.”