Politika nedir bunun akademik cevabını bulup buraya yazacak değilim. Sadece başımdan geçen olayları anlatacağım.
2011 yılında yaşlı amca bana “Senin kafan çalışıyor. Bizim kooperatif başkanı bu işi beceremiyor, sen başkan ol” dedi. Övülmek insanın hoşuna gidiyor. “Bir hesap, program yapıyım, sonra konuşuruz” dedim.
Elimdeki belgelere göre kooperatif ayda ortalama 12.000 TL harcıyor. Benim yaptığım programa göre aynı işi daha kaliteli olarak 5.500 – 6.000 TL’ye yapıyorum. Başka şeyler de dâhil 10 sayfalık program hazırladım. Yaşlı amcaya da “tamam” dedim “bu seçimde adayım”.
İlk genel kurulda aday olacaktım. Yanıma iki yönetici adayı daha aldım. Yardımcılarım yaptıkları iş karşılığında maaş alacaklar. Bundan dolayı kooperatifin aylık masraflarını yarıya indirecektim. Şartlarımı kabul eden 2 bayanı yanıma aldım, üçümüz birlikte adayız.
Ben şöyle düşünüyordum. Plan-program var, üyeler daha az para harcayacak, konutların değeri artacak, böylece kooperatif üyeleri daha mutlu olacaklar. İnsanlar çıkarını düşünür, dolayısıyla seçimi kazanabilirim. Hatta seçilir sonra söz verdiklerimi yapamazsam diye saf saf korkuya kapıldım.
OLAY 1) Yaşlıca bir bayan vardı, beni her gördüğünde yönetimi şikâyet ederdi. Borcu olmadığı halde kendini borçlu gösterdiklerini söylerdi. Bu seçim zamanı evime geldi. Tek başına. Ben de evde tektim. Başladı konuşmaya, aradan yarım saat geçti, ben sıkılmaya başladım. Aslında oda sıkılmıştı da kendini nasıl ifade edeceğini bilmiyordu. Nihayet “Bu yönetim çalıyor, önceki de çalıyordu istersen sen de çalabilirsin, ben yine de seni desteklerim, sana oy veririm.” dedi. Ben de “olur mu öyle şey” dedim. Bir an durakladı. Söylediklerime hiç dikkat etmedi, duymadı bile. O asıl söylemek istediği şeyi söyledi “Benim 10.000 TL borcum var, bunu affet benden alma” dedi. Çok şaşırdım. Başkanın böyle bir yetkisi yok, acaba o var mı zannediyordu. Ben “başkan olsam da böyle bir yetkim yok” dedim. Gitti. Bir daha benle hiç konuşmadı, oy da vermedi.
OLAY 2) İlk eşinden ayrılmış, bir daha da evlenememiş bir adam vardı. Bir kadın olsun, nasıl olursa olsun ama illa olsun ben evleneyim diyen bir adam. Yeni tanıştığı biri olsa bile ikinci cümlede bu konuyu açar, sanki sizin oralarda kiralık ev var mı gibisinden, sizin oralarda yaşıma uygun kadın var mı? Evleneceğim diye sorardı. Seçim sürecinde bir gün geldi yanıma. “Bana şeyi tanıştır” dedi “Kimi?” diye sordum. Açıkladı. Şaşırdım çünkü bizim sitedeki tüm kadınları o daha iyi biliyordu, hepsiyle de bizzat konuşmuştu. “Yahu sen zaten tanıyorsun onu” dedim, “Benden tam ne istiyorsun?” diye sordum. Üç evi vardı. “Benim üç oyum var” dedi, sinirlenmiş, sesini yükseltmişti. Ben diğerlerinden üç kat önemliyim, bana önem ver üç oyum da senin olsun tavrındaydı. O kadınla evlenmek istiyordu. Adamın derdini anladım, anladım da ne yapacağım, ne yapabilirim? Bunu anlayamadım. “Bizi evlendir” dedi. “Sen başkansın, söylersen benimle evlenir” dedi. Valla ben ne derim bilemedim. Sadece “Ben daha başkan olmadım” dedim. Başkan olmasam iyi olur diye düşünmeye başladım.
Bana gazetede ayrılan yer bitti ama bu konu ve olaylar daha bitmedi. Gelecek hafta bu yazının devamını yazacağım.
Hepiniz mutlu olun esen kalın.