ads
DOLAR 43.64 ₺
EURO 51.91 ₺
STERLIN 59.67 ₺
G.ALTIN 7,150.96 ₺
Ç.ALTIN 12,022.43 ₺
BİLEZİK 6,706.09 ₺
BTC 68,625.17 $
ETH 2,016.06 $
BİST 0.00

    ZAFER PARTİSİ MİLLİ GÜVENLİK KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ

    ULUSAL
    Yayınlama: 11 Şubat 2026 Çarşamba 18:51 Kaynak: Haber Merkezi Editör: Tekin Sönmez

    ZAFER PARTİSİ MİLLİ GÜVENLİK KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ

    ZAFER PARTİSİ MİLLİ GÜVENLİK KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ

    Genel Başkan Başdanışmanımız ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanımız E. Tümgeneral Beyazıt Karataş Zafer Partisi Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı sonuç bildirisini açıkladı.

    Video indirme linki: https://we.tl/t-9UaMonvVp7

    Beyazıt Karataş: “Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ başkanlığında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonuç bildirisini sunmak üzere huzurunuzdayım. Toplantımız iki oturum halinde gerçekleştirilmiştir. İlk oturumda, Türkiye’nin güvenlik ve istikrarına tehdit oluşturabilecek iç ve dış gelişmeler ele alınmıştır. Bu bağlamda, ilk olarak Suriye’deki son durum incelenmiştir. 30 Ocak 2026 sözde Mutabakat Belgesi kapsamında oluşan durum ve riskler şöyledir:

    SDG/PKK Rakka ve Deyrizor’dan çekilmesine karşılık, sözde Özerk yapısını geliştirmek ve Şam Merkezli yönetime ortak olmak için önemli bir fırsat elde etmiştir, Haseke Valiliği, Savunma Bakan Yardımcılığı, Suriye Ordusu ve Bakanlıkların çeşitli kademelerinde PKK’lı teröristler görev alacaktır, SDG/PKK Haseke, Kamışlı ve Ay El Arab’da sözde 4 Tugaydan oluşan bir PKK Tümeni şeklinde yeniden düzenlenecektir. Böylece SDG/PKK’nın bireysel değil sözde birlik olarak Şam yönetimine entegre olması kabul edilmiştir.

    Kararlaştırılan bu yapı ile Suriye’de; etnik istismarcı SDG/PKK’nın, Selefi Cihatçı temelden gelen Şam yönetimine uyum ve entegre olamayacağı ve devlet içinde paralel bir yapı teşkil etmeye gayret edeceği, bununla birlikte Suriye’nin laik ve ulus devlet yapısı yerine etnisite ve mezhep temelli yapı ile zayıf merkezi hükümet ve doğuda SDG/PKK ve güneyde Dürziler ile güçlü Ademi Merkezi bir yapıya evrilerek Lübnanlaşacağı, Suriye’nin zayıf merkezi hükümet yapısı neticesinde Batı Türkmeneli Türklerinin hak ve hürriyetlerinin gasp edilmemesi ve asimilasyona maruz kalmamaları için Türkiye’nin garantörlüğü konusunun uluslararası hukuk ve tarihsel geçmiş çerçevesinde değerlendirilmesi, mevcut yapıda Batı Türkmeneli Türkleri ve Tartus-Lazkiye bölgesinde Nusayrilerin dışlanacağı, sonuç olarak iç çatışma ve siyasi rekabetin artacağı ve Suriye’de birlik ve bütünlüğün oluşamayacağı değerlendirilmiştir.

    SDG/PKK’nın PKK Tümeni ve kontrol ettiği bölgede oluşacak fiili özerklik ile KCK ana çatısı altındaki Teröristan’ın gerçekleşebileceği, Suriye’deki bu yapı, Irak’taki Özerk bölge ile birlikte düşünüldüğünde Teröristan’ın bölgede genişlemeye devam edeceği ve Türkiye için oluşan tehdit ve risklerin artacağı, bu bağlamda; Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan SDG/PKK tehdidine, BM Şartı 51’nci Madde doğrultusunda ÖNLEYİCİ DARBE (Pre-emptive Strike) hakkının saklı olduğu ve bu çerçevede, bölgedeki SDG/PKK varlığını hedef alacak şekilde bir askerî plânlama ve bu doğrultuda diplomasi gayretlerini koordine etmesi gerektiği düşünülmektedir.

    ABD-İran gerginliğinde, tarafların diplomasiye öncelik vermesi ana temennimizdir. Mevcut durumun çatışmaya varmadan çözülmesi, bölgesel güvenlik ve istikrar için gereklidir. Bununla birlikte, gerginliğin bir çatışmaya evrilmesi durumunda, Türkiye’nin tam tarafsızlık içinde olması ve 10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-İncirlik ile Kürecik Radarının ABD kullanımına kapatılması sadece millî amaçlara yönelik olarak kullanılması, ABD-İran-İsrail ekseninde yaşanacak gerginliğin tekrar çatışmaya evrilmesi halinde özellikle İran'daki nükleer santrale yapılacak olası bir saldırı ya da kazara verilecek bir nükleer tehdidin de Türkiye’ye etkileri dikkate alınarak askeri hazırlıkların ve savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, sınırımızda yaşanması muhtemel yeni göç dalgalarına karşı her türlü tedbirin alınması dikkate alınmalıdır.

    Rusya Ukrayna çatışmasında, taraflar arasında ateşkesin sağlanması için bölgede kalıcı barış ve istikrara yönelik diplomatik gayretler sürdürülmeli, Karadeniz’in güvenliği kapsamında İHA, İDA ve serseri mayın gibi her türlü taciz ve tehdide karşı kıyı güvenliği aksaksız olarak yürütülmeli, Montrö Boğazlar Sözleşmesi tavizsiz şekilde uygulanmaya devam edilmelidir.

    Avrupa Güvenliği konusunda, Avrupa Birliği'nin yeniden silahlanma yolunda attığı son adım olan Security Action for Europe Programına koşulsuz ve eşit ülke olarak davet edilmedikçe ve karşılıklı çıkarlar net olarak tanımlanmadıkça, Türkiye bir katkı vaadinde bulunmamalı. İlave olarak; Hava Kuvvetleri muharip birlikleri ve Donanmamıza ait Özel Görev Grubunun, Rusya-Ukrayna çatışma bölgesine yakın alanlar veya Baltık bölgesinde görevlendirilmesinden kaçınılması gerektiği kıymetlendirilmektedir.

    Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusunda; uzun yıllardır verimsizce devam eden istikşafi Görüşmelere devam edilmesinin yeniden değerlendirilmesi, Mavi Vatan’da taviz sayılacak konulardan; Yunanistan’ın 22 ada ve adacığı işgali, 12 Adaların 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmaları hilafına, askeri garnizonlara dönüşmesi, Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge çakışmaları, Yunanistan’ın Karasularını 6 mil, Hava Sahasını 10 milin üstüne çıkarma gayretleri, FIR Hattı meselesi, Deniz Mekânsal Planlama Haritalaması konularında daha aktif tutum takınılması, Kıbrıs’ta 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları hilafına GKRY’ne ABD, Fransa ve İsrail’e askeri üs izni verilmesi ve adanın Türkiye’yi tehdit edecek şekilde silahlanmasına karşı tedbirler geliştirilmesi, bu bağlamda Doğu Akdeniz’de 4 yılın ardından yeniden Doğalgaz arama ve sondaj faaliyetlerine başlanması, Türk Hava ve Deniz Kuvvetlerinin Adalar Denizindeki ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini eskiden olduğu gibi artırarak devam etmesi, KKTC’de oluşan askeri tehdide dengeleyecek yeni bir savunma konsepti ve bu doğrultuda yeni bir askeri yapılanma planlaması ve bu askeri tedbirler ile uyumlu olarak, Doğu Akdeniz komşu ülkeleri ile Deniz Yetki Alanı Anlaşmaları için diplomatik çalışmalara başlamanın gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

    Ayrıca, 30 yıl önce Kardak’ta başlayan krizin bugün hâlâ bitmediğini Türk Milletinin 152 ada, adacık ve kayalıkların varlığını unutmadığını takipçisi olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

    Terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili olarak; Öcalan’a Umut Hakkı ile terör örgütü elebaşının serbest kalması, sözde Terörsüz Türkiye süreci ile terör örgütü üyelerine İnfaz Yasa değişikliği adı altında örtülü af çıkarılması, ilerleyen süreçte Fethullahçı Terör Örgütü üyelerinin de örtülü af kapsamına alınması, Türk Ceza Kanunu, İnfaz Yasası, Terörle Mücadele Kanunu ve İl İdaresi Kanunu’nda PKK terör örgütü lehine yapılacak düzenlemelerle, terörle mücadele edilemez bir düzen ve örgüt lehine bir ortam sağlanması ve nihayet Yeni Anayasa ile etnik ve mezhep gruplarına siyasi ayrıcalıklar ve Türkçeden başka dillerin eğitimde kullanılması ve müteakiben resmi dil sayılması ile laik, üniter, ulus devletin dağılması riski oldukça somut ve yüksektir.

    Bu bakımdan Terörsüz Türkiye adıyla başlatılan 2’nci Bölücü Açılımın sona ermesi, TBMM Komisyonunun dağıtılması, Öcalan’a ve örgüt mensuplarına asla umut hakkı verilmemesi ve böylece toplumsal huzur ve sükunun bozulmamasının devamı ve nihayet, terörle mücadelenin devletin tüm güç unsurları ile yurt içi ve yurt dışında tam bir kararlılık ve eş güdüm ile yeniden başlaması, öncelikli bir beka ve güvenlik gerekliliği olarak görülmektedir.

    Millî Güvenlik Kurulu 2. Oturumunda Zafer Partisi Programında yer alan Güvenlik Politikalarının Detaylı Uygulama Planları yani eylem planları üzerinde çalışılmıştır. Partimizin 1 numaralı Eylem Planı Anadolu Kalesi’dir. Malumunuz olduğu üzere Anadolu Kalesi Eylem Planı; hukuki, siyasi, toplumsal ve lojistik kapsam ve detayı ile hazırlanmış ve bir kitap olarak yayımlanmıştır.

    Benzer şekilde TSK’nin günün güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması ve teknolojik yeteneklerin millî olanaklarla sağlanmasını içeren Çelik Miğfer projesi, PKK ile mücadeleyi esas alan Demir Güvercin, FETÖ ile mücadeleyi amaçlayan Kılıçaslan Kalkan, Selefi Cihatçı yapılarla mücadeleye yönelik Yesevi Zırhı ve tarikat ve cemaatlerle mücadeleye yönelik detaylı eylem planları güncellemeleri konusunda çalışma yapılmıştır.

    Sonuç olarak tüm çalışmalarımızın merkezinde insan faktörü yer almaktadır. En başta Şehit Aileleri ve Gazilerimizin sorunlarının yanısıra emekli vatandaşlarımızın içerisinde yer alan güvenlik personelimizin durumları da tarafımızdan yakından takip edilmektedir. Dertlerini ve sorunlarını anlatmadıkları ulaşamadıkları makam kalmamasına rağmen sorunlarına çözüm bulmak yerine dondurulan Emekli Binbaşılar, Emekli Astsubaylar, Atanamayan Emekli Uzman Çavuşlar, Sözleşmeli Erbaş ve Erler, Korucular ile Emniyet Mensuplarının sorunlarının çözümüne büyük önem veriyoruz. Türkiye Emekli Subaylar Derneği halen kayyım ile yönetilmektedir. Kayyım Başkanı çok değerli bir komutanımız olmasına rağmen en kısa sürede seçime gidilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu tekrarlıyoruz.

    Bugünden yaptığımız hazırlıklarla, iktidar sorumluluğu aldığımızda, AKP iktidarının oluşturduğu hasarın onarılması, ulusal güvenlik ve caydırıcılığın yeniden sağlanıp geliştirilmesi için liyakatli kadrolarımızla etkili ve verimli bir tempo ile çalışılacaktır. Cumhuriyetimiz, atalarımızın kanı pahasına bizlere teslim ettiği tarihî bir miras ve bizden sonraki kuşaklara güvenle teslim etmemiz gereken kutsal bir emanettir. Zafer Partisi, anılan tarihî mirasa sahip çıkmak ve bu kutsal emaneti sonraki kuşaklara devretmek konusunda gayretle çalışmaktadır. Zafer Partisi, yapılacak ilk seçimde, aziz milletimizin teveccüh ve desteği ile iktidarın güçlü bir bileşeni olacaktır. Milletimiz müsterih olsun!”

     

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code