Bir Toplum Ne Zaman Çökmeye Başlar?
Bir toplum ne zaman çöker?
Bu soruya artık sadece dışarıdan bakan biri olarak değil, hayatın sert yüzünü bizzat görmüş biri olarak cevap veriyorum.
Çöküş bir anda olmaz.
Gürültüyle gelmez.
Sessizce başlar…
Ben o sessizliği içeride de gördüm, dışarıda da.
İnsan en çok şunu fark ediyor:
Bir toplumun asıl meselesi ekonomi değil, siyasetin dili değil…
Asıl mesele ahlak.
Bugün herkes ahlaktan bahsediyor. Ama kimse ahlakın ne olduğunu gerçekten anlatmıyor. Ahlak; sadece bireyin özel hayatı değildir. Ahlak; adalettir, hakka riayettir, liyakattir, vicdandır.
Bunlar yoksa, geriye sadece güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzen kalır.
İşte tehlike de burada başlar.
İçerideyken şunu çok net görüyorsunuz:
Haksızlığa uğradığını düşünen de var, gerçekten haksızlık yapan da…
Ama ortak nokta şu: Herkes sistemden şikâyetçi.
Dışarı çıktığınızda ise tablo değişmiyor.
İnsanlar güvensiz.
İnsanlar tedirgin.
Ve en kötüsü… İnsanlar alışmış.
Yanlışlara alışmış.
Adaletsizliğe alışmış.
Susmaya alışmış.
Bir toplumun çöküşü işte tam burada başlar.
Saray’da da, Tekirdağ’da da, ülkenin dört bir yanında insanlar aynı şeyi konuşuyor:
“Bu işin sonu nereye gidecek?”
Bu soru bile aslında cevabın kendisi.
Çünkü insanlar geleceğe güven duymuyorsa, orada bir problem vardır.
Ve o problem, sadece bugünü değil yarını da çürütür.
Unutmayalım;
Bir toplumun çöküşü, suçluların çok olduğu için değil,
İyi insanların sustuğu için çöker.
Belki de artık en çok ihtiyacımız olan şey;
Biraz daha cesaret, biraz daha vicdan, biraz daha dürüstlük…
Çünkü kaybettiğimiz şey tam olarak bu.