Büyükşehir – Küçükşehir Tartışması: Kaybeden Hep Vatandaş
Saray Ayaspaşa’daki uyumlu örnek gösteriyor ki, küçükşehir–büyükşehir ayrımı yapılmadan sorunlar çözülebilir. Tekirdağ’da 12 yılı geride bırakan büyükşehir sürecinde artık yetki polemikleri değil, vatandaşın ihtiyacı konuşulmalı. Kimin yapacağı değil, ne zaman yapılacağı önemli. Halk çözüm bekliyor.
Tekirdağ Büyükşehir olalı tam on iki yıl geçti. On iki yıl… Az bir süre değil. Ancak aradan geçen zamana rağmen hâlâ “Bu benim sorumluluğumda değil”, “Orayı onlar yapmalı” tartışmalarını duyuyorsak, ortada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.
Üstelik her iki belediye de aynı siyasi çizgide. Yani ortada ideolojik bir ayrılık da yok. Buna rağmen hizmet alanları konusunda yaşanan belirsizlikler, ya görev tanımlarının bilinmediğini ya da bilinmesine rağmen sorumluluktan kaçıldığını düşündürüyor. Vatandaş açısından ise bunun adı nettir: Hizmet gecikmesi.
Bu tablo ister istemez insanın aklına Yeşilçam’ın unutulmaz yapımlarından Tosun Paşa’yı getiriyor. Kemal Sunal’ın hayat verdiği karakterler arasında geçen Tellioğulları–Seferoğulları çekişmesini izlerken gülüyorduk. Çünkü o bir filmdi. Ama aynı mantığın gerçek hayatta, kamu hizmetlerinde karşımıza çıkması artık kimseyi güldürmüyor.
Bir yol yapılacak…
Bir durak konulacak…
Bir altyapı sorunu çözülecek…
Ve ilk soru şu oluyor: “Kim yapacak?”
Oysa doğru soru şu olmalı: “Ne zaman yapılacak?”
Vatandaş için önemli olan hizmetin zamanında ve eksiksiz gelmesidir. Asfaltın hangi logoyla döküldüğü, kaldırımın hangi belediye tarafından yapıldığı kimsenin gündeminde değildir. Halk sonuç ister, mazeret değil.
Neyse ki istisnai de olsa olumlu örnekler yok değil. Saray Ayaspaşa Mahallesi’nde yapılan bir durak çalışmasında hem ilçe belediyesinin hem de Büyükşehir’in katkı sunduğu görüldü. Mahalle Muhtarı Bülent Aydıntürk da bu iş birliğini kamuoyuyla paylaşarak teşekkür etti. Demek ki istenildiğinde ortak çalışma mümkün.
Sorun şu ki, bu tür uyumlu örnekler hâlâ istisna olarak konuşuluyor. Oysa olması gereken bu değil; tartışmaların istisna, uyumun ise kural olmasıdır.
Küçükşehir–büyükşehir ayrımı üzerinden yürütülen kısır çekişmeler kimseye fayda sağlamaz. Aksine, kurumların itibarını zedeler. Halkın gözünde güven kaybına yol açar. Ve en önemlisi, gerçek sorunların çözümünü geciktirir.
Artık bir karar verilmelidir:
Rekabet mi öncelikli olacak, hizmet mi?
Yerel yönetimlerin birinci vazifesi halkın sorununu çözmektir. Bu görev, siyasi polemiklere, kişisel egolara ve bürokratik inatlaşmalara feda edilemez.
Çünkü unutulmamalıdır ki bu çekişmelerin sonunda kaybeden hiçbir zaman belediyeler olmaz.
Kaybeden hep vatandaştır.