Saray’da siyasi temsilcileri bulmak zor. Ancak iş açılışlara, törenlere, programlara ve çeşitli etkinliklere geldiğinde onları görmek mümkün. Peki, aynı temsilcileri ilçenin sorunlarını tartışırken, yerel iktidarın çalışmalarını sorgularken veya vatandaşın beklentilerini dile getirirken ne kadar görebiliyoruz?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Saray’da siyaset, ne yazık ki olması gereken hareketliliği gösteremiyor. Siyasi partilerin önemli bir bölümü, vatandaşın gündelik sorunlarına müdahil olmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyor. Yerel yönetimin çalışmaları hakkında eleştiri getiren, eksikleri kamuoyunun önüne koyan ve çözüm önerileri sunan bir siyasi muhalefet göremediğimizde, bunun bedelini elbette ilçe halkı ödüyor.
Çünkü iktidarı çalıştıran, sorgulayan ve denetleyen muhalefettir.
Muhalefetin görevi yalnızca seçimlere katılmak, aday çıkarmak ya da seçim dönemlerinde meydanlarda konuşmak değildir. Muhalefet; iktidarın yanlışını göstermek, doğrusunu takdir etmek, eksiklerini gündeme taşımak ve vatandaşın hakkını savunmak zorundadır. Bu görev yalnızca genel siyaset için değil, yerel siyaset için de geçerlidir.
Ancak Saray’da siyasi dinamizmin giderek zayıfladığı yönünde ciddi bir görüntü var. İlçede faaliyet gösteren siyasi partilerin temsilcileri, seçim dönemleri dışında ne kadar görünür? Kaçı düzenli olarak vatandaşın arasına giriyor? Kaçı mahallelerin sorunlarını takip ediyor? Kaçı belediye meclisinde alınan kararları, yapılan yatırımları ve hizmetlerin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşıyor?
Bu soruların cevapları, ilçedeki siyasi hareketliliğin hangi noktada olduğunu anlamak açısından önemli.
SİYASET SEÇİMDEN SEÇİME YAPILMAZ!
Saray’da siyasi temsilcilerin bir bölümü, varlığını daha çok seçim dönemlerinde hissettiriyor. Kimi afiş ve pankartlarla, kimi seçim bürolarıyla, kimi de meydanlarda yaptığı açıklamalarla siyaset sahnesine çıkıyor. Seçimler bitince ise ortalık yeniden sessizliğe bürünüyor.
Oysa siyaset, seçimden seçime hatırlanacak bir görev değildir. Vatandaşın sorunu seçim takvimine göre ortaya çıkmıyor. Yol bozulduğunda, altyapı yetersiz kaldığında, bir mahallede hizmet aksadığında ya da vatandaş bir konuda çözüm beklediğinde siyasi temsilcilerin de sahada olması gerekir.
Seçim zamanı vatandaşın kapısını çalmak kolaydır. Asıl mesele, seçim bittikten sonra da o kapıyı çalabilmek, vatandaşın derdini dinlemek ve çözüm için mücadele etmektir.
Siyasi partiler yalnızca seçim dönemlerinde görünür olursa vatandaşın güvenini kazanmak da zorlaşır. Çünkü güven, birkaç haftalık seçim çalışmasıyla değil, yıllar boyunca sürdürülen samimi ve tutarlı çalışmalarla oluşur.
İKTİDAR DA SEÇİMDEN SONRA KABUĞUNA ÇEKİLMEMELİ
Bu eleştiri yalnızca muhalefete yönelik değil. Genel ya da yerel iktidarda bulunan siyasi temsilciler için de aynı ölçü geçerli.
Seçim dönemlerinde güçlü bir teşkilat görüntüsü veren, vatandaşla sık sık bir araya gelen ve vaatlerini anlatan siyasi kadrolar, seçim sona erdiğinde de aynı enerjiyi göstermek zorunda. Seçimi kazanmak, sorumluluğun bittiği değil, başladığı noktadır.
İktidarın görevi hizmet üretmek, vatandaşın beklentilerini karşılamak ve yapılan çalışmaların hesabını verebilmektir. Muhalefetin görevi ise bu süreci takip etmek, eksikleri dile getirmek ve gerektiğinde alternatif çözümler sunmaktır.
Biri çalışacak, diğeri denetleyecek. Vatandaş da yapılanları değerlendirecek.
Bu düzenin sağlıklı işlemediği yerde siyaset, vatandaşın sorunlarına çözüm üreten bir mekanizma olmaktan uzaklaşır. Eleştirinin olmadığı, hesap sormanın zayıfladığı ve siyasi rekabetin yalnızca seçim dönemlerine sıkıştığı bir ortamda, yerel yönetimlerin de kendilerini sürekli geliştirmeleri için gereken toplumsal ve siyasi baskı azalabilir.
SARAY’IN İHTİYACI SESSİZ SİYASET DEĞİL, ÇALIŞAN SİYASET!
Saray’da kaç siyasi parti bulunduğu ya da kaç kişinin parti yöneticisi olduğu tek başına bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan, bu temsilcilerin ilçeye ne kattığı, vatandaşın sorunlarıyla ne kadar ilgilendiği ve kamuoyu önünde ne kadar sorumluluk üstlendiğidir.
Siyasi temsilcilik yalnızca bir unvan taşımak değildir. O unvanın gerektirdiği sorumluluğu yerine getirmek gerekir. Vatandaşın karşısına çıkmak, soru sormak, eleştirmek, çözüm önermek ve gerektiğinde kendi partisinin yanlışlarını da dile getirebilmek gerekir.
Saray’ın ihtiyacı, yalnızca seçim dönemlerinde hareketlenen bir siyaset anlayışı değil; yılın her günü ilçenin sorunlarını takip eden, vatandaşla bağını koparmayan ve kamuoyuna karşı sorumluluk hisseden siyasi kadrolardır.
Siyaset susarsa sorunlar konuşulmaz. Muhalefet görevini yapmazsa denetim zayıflar. İktidar hesap verme sorumluluğunu unutursa vatandaşın beklentileri geri plana itilebilir.
Saray’da siyasi dinamizmin yeniden canlanması için bütün siyasi temsilcilerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:
Biz bu ilçenin sorunlarını çözmek, vatandaşın sesini duyurmak ve siyasete güven kazandırmak için ne yapıyoruz?
Çünkü siyaset, yalnızca seçim kazanmak için yapılmaz. Siyaset, halka hizmet etmek ve sorumluluk üstlenmek için yapılır.
Saray’da artık afişlerden, pankartlardan ve seçim dönemlerinde verilen mesajlardan daha fazlasına ihtiyaç var. İlçenin sorunlarını gündeme taşıyan, yapılan hizmetleri takip eden, gerektiğinde eleştiren ve çözüm üreten bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.
Aksi takdirde siyasi hareketlilik seçimden seçime yaşanır, sorunlar ise yerinde saymaya devam eder.