ads
DOLAR 0.00 ₺
EURO 0.00 ₺
STERLIN 0.00 ₺
G.ALTIN 0.00 ₺
Ç.ALTIN 0.00 ₺
BİLEZİK 0.00 ₺
BTC 0.00 $
ETH 0.00 $
BİST 0.00

    TEKİN SÖNMEZ

    Çağdaşlık mı, Saygısızlık mı?

    Yayınlama: Okunma: 0

    Son yıllarda bazı kavramların anlamını o kadar değiştirdik ki, artık yanlış davranışlarımızı bile “özgürlük”, “modernlik” ya da “çağdaşlık” diyerek savunabiliyoruz.

    Peki gerçekten öyle mi?

    Her istediğini yapmak çağdaşlık mıdır?

    Her düşündüğünü karşındakini kıracağını bile bile söylemek özgürlük müdür?

    Anne babaya kaba konuşmak, büyükleri küçümsemek, toplum içinde başkasının huzurunu bozmak modernlik midir?

    Bence burada ciddi bir kavram yanılgısı var.

    Çağdaşlık, insanın kendisine tanıdığı özgürlüğü başkasına da tanıyabilmesidir.

    “Ben özgürüm” diyerek başkasının sınırlarını çiğnemek özgürlük değil, bencilliktir.

    “Ben modernim” diyerek toplumun temel nezaket kurallarını yok saymak modernlik değil, saygısızlıktır.

    “Ben çağdaşım” diyerek kendisinden farklı düşünen herkesi küçümsemek ise çağdaşlık hiç değildir.

    Çağdaş insan önce kendisine bakar.

    Nasıl konuştuğuna, nasıl davrandığına, insanlara nasıl muamele ettiğine bakar.

    Çünkü çağdaşlık sadece kıyafetle, yaşam tarzıyla, konuşulan kelimelerle ya da sahip olunan düşüncelerle ölçülmez.

    İnsanın karakteri de çağdaşlığının bir parçasıdır.

    Bilimi savunabilirsiniz.

    Özgürlüğü savunabilirsiniz.

    Farklı yaşam biçimlerine saygı duyabilirsiniz.

    Bunların hepsi değerlidir.

    Ama bütün bunları yaparken karşınızdaki insanın onurunu, hakkını ve sınırlarını yok sayıyorsanız burada bir sorun var demektir.

    Çünkü özgürlük, başkasına zarar verme özgürlüğü değildir.

    Modernlik, başkasını rahatsız etme hakkı değildir.

    Çağdaşlık da edebi, nezaketi ve insanî değerleri çöpe atma bahanesi değildir.

    Bir insanın anne babasına nasıl davrandığına bakın.

    Çalışanına nasıl davrandığına bakın.

    Kendisinden daha güçsüz gördüğü insana nasıl davrandığına bakın.

    Kendisiyle aynı düşünmeyen birine nasıl davrandığına bakın.

    İşte asıl çağdaşlık biraz da burada ortaya çıkar.

    Çünkü insanın gerçek karakteri, kendisinden güçsüz gördüklerine karşı davranışında belli olur.

    Bugün herkes özgürlükten söz ediyor.

    Ama nedense çok az kişi başkasının özgürlüğüne saygı duymaktan söz ediyor.

    Herkes kendi hakkını biliyor.

    Ama başkasının hakkını hatırlayanların sayısı azalıyor.

    Herkes kendisine saygı bekliyor.

    Ama başkasına saygı göstermeyi bazen gereksiz görüyor.

    Sonra da bütün bunların üzerine “Ben çağdaşım” etiketini yapıştırıyor.

    İşte asıl sorgulamamız gereken nokta burası.

    Çağdaşlık bir etiket değildir. Bir davranış biçimidir.

    Çağdaş olduğunu söylemek kolaydır.

    Asıl mesele, çağdaşlığın gerektirdiği sorumluluğu taşıyabilmektir.

    Kırmadan konuşabilmek…

    Farklı olana tahammül edebilmek…

    Başkasının sınırını bilmek…

    Anne babaya saygıyı küçümsememek…

    Toplum içinde nasıl davranacağını bilmek…

    Özgürlüğünü kullanırken başkasının özgürlüğünü ezmemek…

    Bunlar gericilik değil.

    Bunlar çağdaşlığın karşıtı hiç değil.

    Tam tersine, insan olmanın en temel şartlarıdır.

    O yüzden herkes kendisine bir soru sorsun:

    Ben gerçekten çağdaş mıyım, yoksa çağdaşlığı kendi saygısızlığımı savunmak için mi kullanıyorum?

    Çünkü çağdaşlık, “Ben ne istersem yaparım” demek değildir.

    Çağdaşlık, “Ben özgürüm ama senin de hakkın var” diyebilmektir.

    Ve belki de en önemlisi şudur:

    Edep kaybolduğunda çağdaşlık değil, sadece adı değişmiş bir saygısızlık kalır.