Bir siyasi partiyi zayıflatan her zaman rakipleri değildir.  Bazen en büyük yıpranma, parti içinde yaşanan çekişmelerden kaynaklanır.  Son dönemde Chp'nin gündemi de ne yazık ki uzun süre ülke meselelerinden çok kendi iç tartışmaları oldu.  

Kurultay süreci, karşılıklı açıklamalar, yargıya taşınan iddialar ve parti yönetimine ilişkin yaşanan gerilimler, Chp'nin kamuoyu önünde farklı bir görüntü vermesine neden oldu. Seçmenin beklediği; ekonomik, adalet, eğitim ve hayat pahalılığı gibi konulara çözüm üreten bir muhalefetken, gündemin büyük bölümünü parti içi tartışmaların kaplaması bir çok kişide hayal kırıklığı oluşturdu.   

Bir siyasi partinin içinde fikir ayrılıkları yaşanabilir. Bu demokrasinin doğal bir sonucudur. Ancak bu ayrılıklar sürekli kavgaya dönüşür, taraflar birbirini yıpratmayı öncelik haline getirirse, ortaya çıkan tablo partinin kurumsal yapısına zarar verebilir.  

Bugün bir çok Chp seçmeni ve partili, yaşanan gelişmeler nedeniyle üzüntüsünü dile getiriyor. Kimi değişimin eksik yönetildiğini düşünüyor, kimi ise eski ve yeni kadrolar arasında ki mücadelenin partiye zarar verdiğini savunuyor. Ortak nokta ise iç tartışmaların kamuoyunda partiyi yıprattığı yönünde ki değerlendirmelerdir.  

Chp, köklü bir siyasi partidir. Böyle bir partinin geleceği, yalnızca mahkeme salonlarında değil, örgütün iradesine, parti tabanının beklentilerine  ve demokratik siyaset içinde şekillenir. Bugün önemli olan, isimlerden çok partinin nasıl bir yol izleyeceğidir.  Tartışmaların uzaması, tarafların birbirini yıpratması ve kutuplaşmanın derinleşmesi, hangi görüşten olursa olsun partiye zarar verebilir.  

Tekirdağ’da Chp il başkanlığı için kimin göreve geleceği konuşuluyor.  Kulislerde farklı isimler dolaşıyor, herkes bir yerlerde koltuk peşinde, farklı hesaplar yapılıyor. Kimileri kendisini en güçlü aday olarak görse de, yolda selam vereni yok. Kimileri de çeşitli dengelerin değişmesini bekliyor. Oysa asıl soru şu olmalıdır.  Bu göreve gelecek kişi partiye ne kazandıracak. Unutmayalım bir ata sözü der ki “Gelen gideni her zaman aratır”  

Mutlak butlan da neymiş? Milletin derdine çare oluyor mu? Bu soru, hukukun gereksiz olduğu anlamına gelmez. Hukuk, demokratik devletin temelidir. Ancak siyasetin görevi de yalnızca hukuki tartışmalar yapmak değil, toplumun beklentilerine çözüm üretmektir. “mutlak butlan” bir hukuk terimidir.  Fakat bir ülkenin gündemi sürekli hukuki kavramlar ve parti içi tartışmalar etrafında dönerse, vatandaşın asıl gündemi olan ekonomi, eğitim, sağlık ve adalet gibi konular geri planda kalabilir. Siyasetin başarısı ise hukuki tartışmaları aşarak toplumun gerçek sorunlarına odaklanabilmesinde yatar.  

Ne yazık ki Chp’nin 38. Olağan kurultayına ilişkin mahkeme kararının ardından göreve dönen Kemal Kılıçdaroğlu Chp tabanında beklenen karşılığı bulamamıştır ve mutlak butlan hüsranla sonuçlanacaktır. Çünkü Chp ülkenin kurucu partisi, kendi içinde bazı  etik kuralları ve bağlılıkları barındırmaktadır.  Nazmi Metin