ads
DOLAR 49.96 ₺
EURO 55.81 ₺
STERLIN 67.01 ₺
G.ALTIN 6,222.90 ₺
Ç.ALTIN 10,274.06 ₺
BİLEZİK 5,730.85 ₺
BTC 78,349.56 $
ETH 2,243.31 $
BİST 0.00

    MEDENİYET SADECE SÖZDE Mİ?

    SARAY
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi Muhabir:

    MEDENİYET SADECE SÖZDE Mİ?

    MEDENİYET SADECE SÖZDE Mİ?

    Medeniyet deyince aklımıza ne geliyor? Yüksek binalar mı, geniş yollar mı, gelişmiş teknoloji mi, gösterişli meydanlar mı? Yoksa insan olmanın gerektirdiği saygı, hoşgörü, adalet ve anlayış mı?

    Medeniyetin var olup olmadığını nasıl anlarsınız? Nerede görür, neye bakarak karar verirsiniz?

    Medeniyet, uygarlık demektir. Bir toplumun bilimde, sanatta, hukukta, teknolojide, kentleşmede ve sosyal yaşamda ulaştığı gelişmişlik düzeyidir. Ancak bütün bu gelişmelerin merkezinde insan yoksa o medeniyetin anlamı ne kadardır?

    Bizler medeni olmaktan, medeniyetten söz ederken yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayız. Her fırsatta çağdaşlıktan, uygarlıktan, insan haklarından bahsederiz. Peki, günlük hayatımıza baktığımızda söylediklerimizle yaptıklarımız birbirini tutuyor mu?

    Yoksa medeniyetimiz sadece dilimizin ucunda mı kalıyor?

    Bir düşünün…

    Trafikte birbirimize tahammül edemiyorsak, sırada bekleyen insanın hakkına saygı göstermiyorsak, kaldırımları işgal edip engelli vatandaşların geçişini engelliyorsak, çöplerimizi sokağa atıyorsak, ortak kullanım alanlarını hor kullanıyorsak hangi medeniyetten söz ediyoruz?

    Bir insanın düşüncesine katılmayabilirsiniz. Siyasi görüşünü, yaşam biçimini, inancını beğenmeyebilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri size o insanı küçümseme, dışlama veya hakaret etme hakkı vermez.

    Medeniyetin en önemli göstergelerinden biri, kendinizden farklı düşünen insanlara nasıl davrandığınızdır. Herkes sizin gibi düşünüyorsa hoşgörülü olmak kolaydır. Asıl mesele, sizin gibi düşünmeyene de saygı gösterebilmektir.

    Bir makam sahibi olmak, insanı medeni yapmaz. Kravat takmak, pahalı araçlara binmek, büyük masalarda oturmak da kimseye uygarlık belgesi vermez. İnsanları makamına, parasına, siyasi kimliğine veya sosyal konumuna göre değerlendiren bir anlayışın medeniyet söylemi ne kadar inandırıcı olabilir?

    Üstelik medeniyet yalnızca bireysel davranışlarla da sınırlı değildir. Kamu malına sahip çıkmak, hukuka saygı göstermek, adaleti herkese eşit uygulamak, vatandaşın hakkını gözetmek de medeniyetin temel taşlarıdır.

    Bir şehir düşünün; yolları asfaltlanmış, kaldırımları yenilenmiş, parkları düzenlenmiş olsun. Ama o şehirde insanlar birbirine saygı göstermiyor, vatandaş hakkını ararken muhatap bulamıyor, ortak yaşam kültürü gelişmiyorsa yapılan bütün fiziki yatırımlar tek başına medeniyetin ölçüsü olabilir mi?

    Elbette yollar, parklar, okullar, hastaneler ve teknolojik yatırımlar önemlidir. Ancak bunların hepsi insanın daha iyi yaşaması için yapılır. İnsanı merkeze almayan bir gelişmişlik anlayışı eksik kalır.

    Medeniyet, insanın insana verdiği değerde saklıdır.

    Ne yazık ki bazen en medeni olduğunu iddia edenlerin davranışlarında en temel nezaket kurallarını bile göremiyoruz. Başkalarına saygı beklerken kendimiz saygı göstermiyor, adalet isterken işimize geldiğinde adaleti unutuyor, hoşgörü beklerken farklılıklara tahammül edemiyoruz.

    Sonra da dönüp kendimizi medeni toplumların arasında görüyoruz.

    Peki, gerçekten öyle miyiz?

    Medeniyet bir vitrin süsü değildir. İhtiyaç duyulduğunda hatırlanacak bir kavram hiç değildir. İnsanların birbirine davranışında, kamu yönetiminde, sokakta, trafikte, iş yerinde ve aile hayatında kendini göstermelidir.

    Unutmayalım; bir toplumun medeniyet seviyesi, yalnızca ne kadar büyük binalar yaptığıyla değil, o binaların içinde yaşayan insanlara ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.

    Medeniyetten söz etmek kolaydır. Zor olan, medeni olmaktır.

    Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

    Biz gerçekten medeni bir toplum muyuz, yoksa medeniyeti sadece konuşan bir toplum muyuz?

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code