ads
DOLAR 45.62 ₺
EURO 53.06 ₺
STERLIN 61.28 ₺
G.ALTIN 6,607.23 ₺
Ç.ALTIN 10,814.60 ₺
BİLEZİK 6,032.36 ₺
BTC 77,883.08 $
ETH 2,142.12 $
BİST 0.00

    Nazmi METİN

    Nazmi METİN

    BİR GÜNLÜĞÜNE BELEDİYE BAŞKANLIĞINI BANA VERİN

    Yayınlama: 21 Mayıs 2026 Perşembe 17:48 Okunma: 1

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Sadece bir gün. Makam aracını, korumaları, protokolü bunları istemiyorum. Şehrin yükünü verin bana. Çamurlu sokakların hesabını, kırık kaldırımların utancını, işsiz gençlerin sessizliğini, sabahın altısında servis bekleyen emekçinin yorgunluğunu verin. Bir günlüğüne o koltuğa oturayım da bakalım şehir dediğimiz şey gerçekten nedir, insan nedir, yönetmek nedir. Vatandaşlarla sosyal belediyeciliği paylaşayım, anlatayım.

    Çünkü bazı makamlar zamanla insanı halktan uzaklaştırıyor. Belediye binalarının yüksek duvarları, bazen sokakta yaşayan hayatın sesini kesiyor. Oysa bir belediye başkanı asfalt ve asfalt kırığı kadar insanın kalbini de bilmek zorundadır. Park yapmak kadar bir çocuğun gözündeki korkuyu, sevinciyi ve bir annenin endişelerini de bilmelidir.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Sabah ilk iş olarak makam odasının kapısını çıkarır atarım. Çünkü bazı kapılar sadece odaları değil, insanları da birbirinden ayırıyor. Vatandaş içeri girerken korkuyorsa orada halkçılık değil, mesafe vardır.

    Sonra belediyenin en lüks makam aracını satılığa çıkarırım. O parayla mahalle kütüphaneleri açarım. Çünkü bu ülkenin çocukları gösterişli konvoylardan çok kitaba ihtiyacı var. Bir şehrin geleceği makam araçlarının cam filminde değil, çocukların okuduğu kitapların sayfasında saklıdır. Bir gün boyunca sadece makamda oturmam. Sokak sokak gezerim. Pazar yerine el öpmek için değil, vatandaşların sorunlarını dinlemek için giderim. Konuşurken esnafın yüzüne, gözlerinin içine bakarım. Çünkü bazen insanlar konuşmaz ama yüzleri her şeyi anlatır. Bir simitçinin gözündeki yorgunluk, bir kahvehanede ki sessizlik, bir işçinin nasırlı elleri, belediyenin resmi raporlarından daha gerçekçidir.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Önce kaldırımları engellilerle birlikte yürürüm. Tekerlekli sandalye bir çukura takıldığında utanırım, engelli vatandaşın yüzüne bakamam. Çünkü gerçek belediyecilik masa başında değil, sokakta sınanır. Bir şehir yaşlısını yoruyorsa, engellisini eve hapsediyorsa, çocuklar kendilerini güvende hissetmiyorsa, o şehirde eksik olan şey bütçe değil vizyondur.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. İhaleleri canlı yayınlarım. Kim hangi işi alıyor herkes görsün isterim. Çünkü şeffaflık bir lütuf değil, halkın hakkıdır. Belediyenin parası belediye başkanının değil, halkın parasıdır. Bir kuruşun hesabı verilemiyorsa orada güven çürümeye başlamış demektir.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Süs havuzlarından çok yoksul mahallelere bakarım. Gösterişli açılış törenlerinden çok gece aç yatan ihtiyaç sahibi aileleri düşünürüm. Çünkü belediyecilik sadece bina ruhsatı vermek değildir. İnsan hayatını kolaylaştırmaktır. Belki bazıları yapılacak işlere belediye bütçesi yetmez diyebilir. Ama mesele bazen para değildir. Mesele önceliktir.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Bir şehirde dev ekranlar varsa ama öğrenciler internet bulamıyorsa, milyonluk peyzaj projeleri yapılıyor ama sokak hayvanları açsa, kocaman kültür merkezleri açılıyor ama insanlar yabancılaşıyorsa, orada bir şeyler yanlış gidiyor demektir.

    Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Hiç bir siyasi parti bayrağını belediyeye sokmam. Çünkü belediye herkesindir. Bana oy vereninde vermeyenin de orası evidir. İnsanları görüşlerine göre, basını iyi yazdı, kötü yazdı diye ayrıştırmam. Sonra akşam olur makam odamın ışığını kapatırım. Ve sessizce şehrin caddelerinde yürürüm.

    Belki bir çocuk bisiklet sürüyordur. Belki bir kadın evine yetişmeye çalışıyordur. Belki bir işçi yorgun adımlarla servisten iniyor dur. Onlarla sohbet ederim. Onların birazcık ta olsa hayatlarına dokunmak isterim. Bir günlüğüne belediye başkanlığını bana verin. Belki bütün sorunları çözemem ama en azından bu şehrin insanlarına şunu hissettirmek isterim. "Sizi duyuyor ve görüyorum."