Bir siyasi partide yıllarca omuz omuza mücadele etmiş insanların, yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle birbirlerine düşman gözüyle bakması kesinlikle doğru değildir. Bugün bir başka ismin yanında duranlar, yarın başka bir siyasi tercihte bulunabilir. Siyaset değişir, dengeler değişir, insanlar farklı kararlar alabilir. Fakat insanın siyasi rakibine karşı dahi koruması gereken onuru ve saygısı vardır. Bu saygı kesinlikle korunmalıdır.
Partililik, sadece kendi etrafını savunmak değildir. Partililik, farklı düşünene tahammül edebilmek, eleştiriye açık olmak, demokratik kurallara bağlı kalmak ve aynı çatı altında mücadele etmiş insanları bir kalemde silmemektir. Çünkü siyaset kavga etmek için değil, topluma hizmet etmek için yapılır. Sandıkta yarışılır, düşünceler ortaya konulur, halk kararını verir. Kazanan da kaybeden de demokrasiye saygı göstermek zorundadır.
Siyasi partiler, farklı görüşlerin demokratik zeminde tartışıldığı kurumlardır. Fikir ayrılıkları olabilir, liderlik yarışı yaşanabilir, kongreler yapılabilir. Ancak hiçbir görüş ayrılığı; saygının, parti kültürünün ve ortak mücadele geçmişinin önüne geçmemelidir Chp’de mutlak butlan sürecinin ardından yaşanan tartışmalar, parti içinde ki ayrışmayı daha görünür hale getirdi. Bir tarafta mutlak butlan kararını destekleyenler, diğer tarafta Özgür Özel’i destekleyenler yer aldı. Bu durum, parti içinde ciddi bir kutuplaşma görüntüsü oluşturdu.
Kamuoyuna yansıyan bazı iddialarda, mutlak butlanı destekleyen bazı kişilerin Özgür Özel’in fotoğraflarını duvardan indirip yere veya çöpe attıkları ve tekmeledikleri öne sürüldü. Aynı hareketler Özgür Özel’i destekleyenler tarafından da yapıldığı görüldü. Bu iddialar doğru, fakat bu davranışın siyasi nezaketle ve parti kültürüyle bağdaşması mümkün değildir.
Liderler gelip geçer, fakat kurumlar, ilkeler ve demokrasi kalıcıdır. Bir partinin kendi yöneticilerine ve farklı düşünen üyelerine karşı saygıyı kaybetmesi, en büyük zararı yine o partiye verir. Eleştiri yapılabilir, muhalefet edilebilir, farklı adaylar desteklenebilir. Ama hakaret, aşağılama ve sembollere yönelik öfke gösterileri, demokratik siyasetin dili asla olamaz.
Partililik; sadece bir ismi ya da grubu desteklemek değildir. Aynı zamanda partinin ortak değerlerine ve demokratik kültürüne sahip çıkmaktır. Görüş ayrılıkları ne kadar derin olursa olsun, saygı kaybedildiği anda siyasette zarar görmeye başlar. Partililik, sadece rozet takmak, seçimden seçime bayrak taşımak, mitinglerde slogan atmak değildir. Partililik dün aynı safta yürüdüğün insanla bugün farklı düşünüyorsan, onun hakkını, hukukunu ve siyasi tercihlerini de saygıyla karşılayabilmektir .
Çünkü partililik, gerektiğinde kendi partinde ki yanlışa da itiraz edebilmektir. Partililik, lider değiştiğinde karakter değiştirmemektir. Partililik, siyasi hesaplar uğruna dün dost bildiğini bugün düşman ilan etmemektir. Partililik, kendi tarafındakini göklere çıkarıp karşı taraftakini yerin dibine sokmak değildir. Çünkü siyasi rakip düşman değildir. Farklı düşünen insan hain değildir. Aynı parti içinde farklı görüş taşıyan insan yok edilmesi gereken bir unsur değildir.
İşte bu yüzde daha fazla kavga değil, daha fazla demokrasi. Daha fazla ötekileştirme değil, daha fazla dayanışma. Daha fazla kişisel hesaplaşma değil, daha fazla halkın sorunları. İnsanların beklentisi birbirini tekmeleyen siyasetçiler değil, aynı masaya oturup ülke sorunlarını konuşabilen siyasetçilerdir. Ve asla unutulmamalıdır. Siyasetçilerin birbirleriyle kavgasının bedelini halk ödememelidir.