ads
DOLAR 47.93 ₺
EURO 55.55 ₺
STERLIN 64.98 ₺
G.ALTIN 6,779.68 ₺
Ç.ALTIN 11,000.04 ₺
BİLEZİK 6,135.80 ₺
BTC 63,077.30 $
ETH 1,889.91 $
BİST 0.00

    Nazmi METİN

    Nazmi METİN

    SEN KENDİNİ NE SANIYORSUN  

    Yayınlama: 17 Ağustos 2026 Pazartesi 23:21 Okunma: 35

    Bu bilmişlik, bu ukalalık ne? Bazen etrafınıza bakarsınız ve kendi kendinize sormadan edemezsiniz. “Sen kendini ne sanıyorsun?” Bu bilmişlik ne? Bu ukalalık ne? Her konuda sen haklısın, herkes yanlış... Sen konuşacaksın, herkes susacak. Sen karar vereceksin, herkes uygulayacak. Sen eleştireceksin ama kimse seni eleştirmeyecek. Böyle bir dünya yok.  

    Son yıllarda çevremizde öyle insanlar görüyoruz ki; bir makama geliyor, sanki dünyanın tapusunu üzerine almış gibi davranıyor.  Bir koltuğa oturuyor, oturduğu koltuğu kendisinden daha önemli hale getiriyor. Oysa unutuyor. Koltuk insanı büyütmez.  İnsan oturduğu koltuğu büyütür.  

    Makam dediğin nedir ki? Bugün vardır, yarın yoktur. Bugün alkışlayanlar vardır, yarın yüzünüze bile bakmayabilir.  Bugün etrafınız insanlarla doludur, yarın bir bakarsınız yalnız kalmışsınız.  Çünkü insanları makamınızla yanınızda tutabilirsiniz ama karakteriniz yoksa gönüllerde yer edinemezsiniz.  

    Bir insanın gerçek kişiliği, gücü eline geçtiğinde belli olur. Güçsüzün karşısında nasıl davrandığına bakın. Kendisine hiç bir fayda sağlamayacak bir insana nasıl davrandığına bakın.  Garsona, işçiye, emekçiye, yaşlıya, gençlere nasıl konuştuğuna bakın.  İşte insan orada kendisini belli eder. Yoksa herkes güçlülerin yanında efendi olabilir. Herkes makam sahibine gülümseyebilir. Herkes çıkarı olduğu insanın sözünü dinleyebilir. Asıl mesele, çıkarınız olmayan insanlara nasıl davrandığınızdır. 

    Birde her şeyi bildiğini sananlar var. Onlara bir şey anlatamazsınız. Çünkü onlar zaten her şeyi biliyor! Siz daha cümlenizi bitirmeden cevabı hazırdır.  Sizin yaşadığınızı sizden iyi bilirler. Sizin mesleğinizi sizden iyi bilirler. Sizin ne düşündüğünüzü bile sizden iyi bildiklerini sanırlar. İşte buna bilgelik değil, bilmişlik denir. Bilmek başka şeydir, bilmediğini bilmek başka...Gerçekten bilgili insan, bilgisini insanları ezmek  için kullanmaz. Tam tersine, bildiğini paylaşır.  Karşısındakini küçültmez.   

    “Ben biliyorum, sen bilmiyorsun” diyerek insanları aşağılamaz.  Çünkü bilir ki insan, öğrendikçe aslında ne kadar az şey bildiğini fark eder. Birde eleştiriye tahammül edemeyenler var. Kendileri herkesi eleştirir. Ama kendilerine yönelik en küçük eleştiride öfkelenir. Birileri yanlış yaptığında hemen “hesap ver” derler. Kendileri yanlış yaptığında ise türlü bahaneler üretirler. İşte burada insanın aynaya bakması gerekir.  

    Başkalarına söylediğin sözü kendine de söyleyebiliyor musun? Asıl mesele budur. Bugün bulunduğun makam seni yanıltmasın. Bugün yanında duran kalabalık seni yanıltmasın. Bugün aldığın alkışlar seni yanıltmasın. Çünkü hayatın değişmeyen bir gerçeği var. Hiç bir makam kalıcı değildir.  Dün başkasının oturduğu koltukta bugün sen oturuyorsun. Yarın başkası oturacak. Geride ne kalacak. İşte asıl soru bu. İnsanlar seni nasıl hatırlayacak? “Çok önemli  biriydi.” mi diyecekler? Yoksa... “İnsanlara tepeden bakardı.” mı diyecekler?  “Her şeyi  bildiğini sanırdı.” mı diyecekler?  “Gücünü insanları ezmek için  kullanırdı.” mı diyecekler.  

    Yoksa... “İyi bir insandı. İnsanlara değer verirdi. Kimseyi küçümsemezdi.” mi diyecekler. Tercih senin. Benim sözüm özellikle kendisini dünyanın merkezinde görenlere: Biraz durun. Biraz düşünün. Biraz aynaya bakın. Kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten ne kadar büyüğüm.” (bana göre hiç) Çünkü insanın büyüklüğü makamıyla, parasıyla, unvanıyla veya çevresinde ki kalabalıkla ölçülmez. İnsanın büyüklüğü, kendisine hiç bir şey kazandırmayacak bir insana bile insan gibi davranabilmesiyle ölçülür.  

    O yüzden bir kez daha soruyorum: Sen kendini ne sanıyorsun? Bugün tepeden baktığın insanlar, yarın senden daha yukarıda olabilir. Ve bugün küçümsediğin insanlara yarın muhtaç kalabilirsin. Çünkü insanı yükselten şey başkalarının üzerine çıkmak değil, başkalarının da yanında yükseltebilmektir.  O yüzden. Bu bilmişlik, bu ukalalık ne? Unutma... Koltuk gider. Makam gider. Alkış diner. Kalabalık dağılır.  Ve geriye sadece sen kalırsın.  Birde insanların hafızasında bıraktığın karakterin.