ads
DOLAR 46.50 ₺
EURO 52.86 ₺
STERLIN 61.29 ₺
G.ALTIN 5,979.70 ₺
Ç.ALTIN 9,994.37 ₺
BİLEZİK 5,574.84 ₺
BTC 62,552.92 $
ETH 1,662.38 $
BİST 0.00

    TEKİN SÖNMEZ

    TEKİN SÖNMEZ

    Türkiye Emperyalizmin Pençesinden Kurtulmalıdır

    Yayınlama: 24 Haziran 2026 Çarşamba 22:04 Okunma: 8

    Sevgili okurlarım,

    Dünyanın yeniden paylaşım kavgasına sahne olduğu, savaşların, işgallerin ve ekonomik kuşatmaların arttığı bir dönemde Türkiye'nin önündeki en büyük tehlikelerden biri emperyalizmin ülkemiz üzerindeki hesaplarıdır. Dün olduğu gibi bugün de güçlü devletler, kendi çıkarları uğruna zayıf gördükleri ülkeleri yönlendirmek, şekillendirmek ve kontrol altına almak istemektedir.

    Türkiye, tarih boyunca birçok kez dış müdahalelerle karşı karşıya kalmıştır. Ancak Türk milleti hiçbir zaman boyun eğmemiş, esareti kabul etmemiştir. 1920'lerde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı bunun en büyük örneğidir. O gün yedi düvele karşı verilen mücadele sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda emperyalizme karşı kazanılmış büyük bir bağımsızlık destanıdır.

    Bugün de benzer tehlikeler farklı yöntemlerle karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman siyasi dayatmalarla, kimi zaman da toplumun içine ekilen ayrılık tohumlarıyla Türkiye'nin milli birliği hedef alınmaktadır. Emperyalizmin en büyük gücü tankı, topu ya da uçağı değildir. En büyük gücü, ülkelerin içine yerleştirdiği işbirlikçi anlayışlar ve toplumu birbirine düşüren ayrıştırıcı politikalardır.

    Ne yazık ki ülkemizde yıllardır insanlar siyasi kimlikleri üzerinden karşı karşıya getirilmektedir. Oysa mesele parti meselesi değildir. Mesele vatandır. Mesele Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Mesele çocuklarımızın geleceğidir. Bir millet kendi içinde bölündüğü zaman dış güçlerin müdahalesine açık hale gelir. Bunun örnekleri dünyanın birçok ülkesinde yaşanmış ve sonuçları ağır olmuştur.

    Bugün yapılması gereken, siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakıp ortak değerlerimizde buluşmaktır. Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini, birlik ve beraberliğini yeniden güçlendirmektir. Çünkü bağımsızlık yalnızca sınırları korumakla değil, ekonomiden eğitime, üretimden kültüre kadar her alanda kendi ayakları üzerinde durabilmekle mümkündür.

    Türkiye'nin geleceği Washington'da, Brüksel'de ya da başka başkentlerde değil; Ankara'da, İstanbul'da, Edirne'de, Kars'ta, yani bu milletin iradesindedir. Bu ülkenin kaderini yabancı güçler değil, Türk milleti belirlemelidir. Hiç kimse Türkiye'ye yön vermeye, Türk milletine istikamet çizmeye kalkmamalıdır.

    Bugün her zamankinden daha fazla 1920 ruhuna ihtiyacımız vardır. O ruh; teslim olmayan, boyun eğmeyen, bağımsızlığı her şeyin üstünde tutan bir ruhtur. Eğer geçmişten ders çıkarmazsak, geleceğin hesabını başkaları yapar. Eğer milli birlikten uzaklaşırsak, başkalarının projelerinde figüran olmaya mahkûm oluruz.

    Türkiye emperyalizmin pençesinde kıvranan bir ülke olmamalıdır. Türkiye kendi kararlarını alan, kendi kaynaklarını yöneten, kendi geleceğini belirleyen tam bağımsız bir ülke olmak zorundadır. Bunun yolu ise milletçe kenetlenmekten, milli değerlere sahip çıkmaktan ve dışarıdan gelen her türlü yönlendirmeye karşı uyanık olmaktan geçmektedir.

    "Bugün çiftçimizin tarlasından, işçimizin fabrikasından, esnafımızın dükkânından yükselen ses aslında aynı sestir; bağımsız, güçlü ve kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye özlemidir."

    Unutmayalım; bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar elde tutulacak bir miras değil, her neslin korumak zorunda olduğu bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak da hepimizin ortak sorumluluğudur.