Konumuz hukuk…
Ancak hukuksuzluğun tartışıldığı bir ülkede hukuku konuşmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Yine de konuşmak zorundayız. Çünkü hukuk, bir devletin omurgasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk, hukuku devletin temeli, adaleti ise medeniyetin şartı olarak görmüştür. Onun “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet varlığı kabul edilemez” sözü, yargı bağımsızlığının ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hukukun çağın ihtiyaçlarına göre gelişmesi gerektiğini de vurgulamıştır.

Bu açıdan bakıldığında hukuk; bir ülkenin sadece kamu düzenini değil, ekonomik ve sosyal hayatını da doğrudan belirleyen vazgeçilmez bir unsurdur.

Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, hukukun evrensel ilkelerden uzaklaştığı yönünde ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir. Hukukun kişiye göre uygulanması, adalet duygusunu zedeleyen en büyük sorunların başında gelmektedir. Eğer hukuk, kişiye ya da zihniyete göre işler hale gelirse; adalet ortadan kalkar, toplum kutuplaşır, temel hak ve özgürlükler zayıflar. Bunun doğal sonucu ise sosyal, ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktır.

Toplumda adalete olan güvenin zedelenmesi, en tehlikeli kırılma noktalarından biridir. Çünkü insanlar adalete güvenmediğinde, devlete olan bağlılık da sorgulanmaya başlar.

Elbette ki suç işleyen herkes, kim olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir. Bu, hukuk devletinin vazgeçilmez ilkesidir. Ancak önemli olan, yargı süreçlerinin adil, şeffaf ve tarafsız şekilde yürütülmesidir. Aksi halde hukuka olan inanç ciddi şekilde zarar görür.

Öte yandan geçmişte yaşanan büyük acı olaylar da hukuk sisteminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Soma Maden Faciası,
Ankara Garı Saldırısı
ve benzeri olaylar, ihmallerin ve denetim eksikliklerinin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymuştur.

Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için hukukun etkin ve caydırıcı şekilde işlemesi şarttır. Suç karşısında yeterli ve adil cezalar verilmediği sürece, benzer hataların tekrarlanması kaçınılmaz olur.

Sonuç olarak; güçlü bir devletin temeli, güçlü bir hukuk sistemidir. Bu sistemin de liyakatli, bağımsız ve tarafsız kişiler tarafından işletilmesi gerekir.

Unutulmamalıdır ki;
adalet, vicdanın kanunla buluştuğu yerdir.

Selam ve saygıyla.