Yeni yıla girmişken iki kötü haberle sarsıldık. Rapora göre insanın ekonomi için yaptıkları gezegenimiz deki yaşam için tehlikeli olmaya başladı ve en zengin 85 insan dünya nüfusunun fakir %50 sinden daha fazla servete sahip ve fark hala açılıyor. Fransa’daki saldırı, devam eden savaşlar, Orta Doğudaki çatışmalar, Ukrayna’daki iç savaş ve muazzam mültecilerin sorunu da ayrıca gündemde duruyor.

Bu arada ekonomik büyümenin tekrar sağlanması ve bazılarının “medeniyet krizi” dediği bu problemi çözmek için kapitalist ekonomi kuralları içinde oldukça çok çaba harcanmıştır. Büyüme Davos’un her yıl konusu olmuş, bu yıl da kuşkusuz olacaktır. Biz, normal sıradan insanlar mutlu bir şekilde arabamızı sürerken, gelecek tatilimiz için uçakta yer ayırtırken ve çocuklarımızı her zamanki gibi yetiştirirken Katılımcılar kendi karlılıkların insanlığın refahını korumak için yaşamsal önemde olduğunu bize söylemeye devam edeceklerdir.

Öyle görünüyor ki gerçeğin tehdit edici etkilerini topluca inkâr etmeye devam ediyoruz. Biz hala büyüme ve rekabetin iyi olduğu, teknoloji ve uzmanların problemi çözeceği ve kapitalizmin son zaferini kazanacağı eski söylemine güveniyoruz.

Sadece doğal kaynakların tükenmesi ve büyüyen sosyal eşitsizlik değil aynı zamanda artan her türlü köktendinci şiddet yüzünden yeni ekonomik ve sosyal söylemin tam zamanıdır.

Yeni ekonomik söylem aranıyor.

Dünyayı çevreyle ilgili olarak yeniden kazanmak için küçülme gibi yeni söylemden önce, sadece radikal seçeneklerin kaldığını kabul etmek zorundayız. Geleceğimiz ya da ekonomimiz arasında seçim yapmak zorundayız.

Leipzig’deki Dördüncü Uluslararası Sürdürülebilir Doğa için Küçülme ve Sosyal Eşitlik konferansının kanıtladığı gibi küçülme artan sayıda insana şimdiden çekici gelmektedir.

Bu Dünya çapında tabandan yükselen girişimlerin birçok ortak özelliği vardır.

·         Ekolojik ve Sosyal sonuçları birbirimize karşı kullanacağımıza onlara uyum sağlamalıyız.

·         Ekonomik büyüme yerine refah içinde olmayı hedeflemeliyiz.

·         Kaynak yoğun üretim ve endüstriyel tarımı geri çevirmeliyiz.

·         Daha fazla demokratik katılım ve ortak oluşturma talep etmeliyiz.

·         Kısa döngülü geri bildirimli dağıtık ve küçük çözümler, yerelleştirilmiş ekonomik döngü ve merkezi olmayan dağıtık yapı tercih edilmedir.

·         Yeterlilik ve esnekliğe öncelik verilmeli.

·         Kırılgan küresel sistemin sağladığı düzenli olmayan işler yerine geçimi sağlayan esnek bir yapı kurmalıyız.

Ekonomik büyüme bağımlılığını eleştirdiğim de, ekonomide sosyal ekolojik dönüşüm önerdiğimde ana akım fikirli birçok kişi tarafından hoş karşılanmıştır.

Seçkin insanlar güçlü bir istekle dinleseler de şüphe ve isteksizliğin temelinde önerilen dönüşümün gerçekçi olmadığı algısı vardır. Tabii ki düzenin üst tabakasından daha çok bizim ilgi alanımız sıradan insanlardır.

Küçülme ve dönüşüm görüşünün gerçekçi olduğunu savunanlar, aşağıda belirtilen tespitlerde genel bir fikir birliğine sahip olmalıdır.

·         Büyüme ve iklimsel istikrar birbirleriyle uyumsuzdur.

·         Devamlı büyüme refahı arttırmaz.

·         Büyüme eninde sonunda duracaktır.

·         Belirli bir noktadan sonra, çevresel ve sosyal bedeller büyümenin kabul edilemez olduğunu gösterecektir.

·         Büyüme ve Batı türü tüketim alışkanlıkları, Güney Yarımküre de artan oranda reddedilmektedir.

·         Üst tabaka kazanırsa alt tabaka da kazanır görüşünün doğru olmadığı ispat edilmiştir.

·         Yeşil büyüme diye bir şey yoktur.

·         Küçülme daha az anlamına gelmez. Küçülme daha az kaynakla farklı, herkesin gereksinimlerini karşılayan daha sürdürülebilir ve eşitçe paylaşım önerir.

·         Küçülme yenilikçi teknolojiye karşı değildir. Yenilikçi teknoloji, tedbirli olarak hayata geçirilme tabanında, doğayla barışık ve demokratik olarak yönetilme ilkesine uygun olmalı.

Kapsayıcı sosyal hareket oluşturmanın tam zamanıdır.

Kurumsal çıkar gruplarının söyleminin aksine biz hepimiz iyi yaşamın daha fazla trafik, daha büyük ev ve daha çok israf olmadığını anlayabiliyoruz. Gezegenimizin bazı bölgelerinde aşırı fakirliğin olduğu ve doğanın varlığını tehdit ettiği halde daha fazla eşyanın (araba, ev, buzdolabı gibi) faydası yoktur.

İyi yaşam demek, herkesin temel gereksinimlerinin uzun vadeli güvenlik altına alınması demektir. Temel ihtiyaçlarımız olarak gıda, barınak, eğlence, korunma, anlayış, sağlık, katılım, kişisel ifade-yaratım ve özgürlük olarak örnek verebiliriz.  Bütün bu istekler daha sağlıklı bir gezegen sağlamak içindir.

Sık sık atıfta bulunduğumuz batı değerlerini gerçekten benimsiyorsak kuşkusuz ki yöntemlerimizi değiştirmeliyiz. Medeni değerlerimizin herhangi bir kurumsal ya da kişisel çıkarlardan önce geldiğini göstermeliyiz.

Hükümetlere ve İş Dünyasına baskı grupları yaratmamızın tam zamanıdır. Herkes için daha iyi bir yaşam için üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı yeniden yapılandırmalıyız ve Hükümetlerle İş Dünyasından bu konuda yardım talep etmeliyiz. Biz çatışma yerine işbirliği, kurum yerine ortak ilgi, açgözlülüğün yerine dayanışma, anlamsız tüketim yerine güçlü sosyal bağlar, aşırı kaynak kullanımı yerine akılcı kaynak kullanımı ve ilgisizlik yerine merhamet istiyoruz. Daha az trafik, daha az mega projeler ve daha fazla ortak çıkara yönelik politikalar talep ediyoruz.

Geleceği elimize almanın, şu anki ekonominin problemin bir parçası olduğu, çözümün bir parçası olamayacağını anlamanın tam zamanıdır.

Writes on postgrowth, alternative economy and societal change. She is a member of the Degrowth 2014 team

http://www.theguardian.com/sustainable-business/2015/jan/23/lets-face-it-we-have-to-make-the-choice-between-our-economy-and-our-future