Yeni Türkiye’nin Yeni Valisi(!)

Yeni Türkiye diyorlar…
Peki bu “yeni” dedikleri gerçekten neyi ifade ediyor?

Eğer “yeni” dedikleri; adaletin eğilip büküldüğü, hukukun kişilere göre şekillendiği bir düzen ise…
Eğer “yeni” dedikleri; makamın millete hizmet için değil, kişisel çıkarlar için kullanıldığı bir anlayış ise…
O zaman evet, ortada gerçekten “yeni” bir şey var.

Yeni Türkiye’nin yeni valisi…
Kulağa ne kadar güçlü, ne kadar saygın geliyor değil mi?
Ama ya bu unvanın içi boşaltıldıysa?

Bir vali düşünün…
Görevi, bulunduğu şehirde adaleti, huzuru ve kamu düzenini sağlamak.
Ama o ne yapıyor?
Şehirde yaşanan olayları, suçları, hatta iddialara göre cinayetleri bile görmezden geliyor.
Üstelik bunu sıradan bir ihmal olarak değil, bilinçli bir örtbas çabasıyla yapıyor.

Daha da vahimi…
Devletin imkânlarını, kurumlarını, o kurumlarda görev yapan insanları kendi çıkarları için kullanıyor.
Yani sadece susmuyor…
Susturuyor.
Sadece görmezden gelmiyor…
Görülmemesini sağlıyor.

Ve mesele burada bitmiyor.

Bir baba düşünün…
Ama sıradan bir baba değil, bir ilin en üst yöneticisi.
Oğlunun işlediği iddia edilen suçlar karşısında ne yapması gerekir?
Adaletin önünü açması mı?
Yoksa adaletin önüne set çekmesi mi?

Eğer ikinciyi tercih ediyorsa, artık mesele sadece bir görev ihmali değildir.
Bu, devletin temelini sarsan bir çürümedir.

Çünkü o noktadan sonra hukuk, vatandaş için değil; güçlü olan için vardır.
Adalet, haklıya değil; korunana hizmet eder.

Yeni Türkiye’nin yeni valisi…
Eğer gerçekten buysa, o zaman hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekir:

Devlet kimin için var?

Vatandaş için mi?
Yoksa makam sahiplerinin aileleri ve çıkarları için mi?

Bir ülkede adalet, en güçlüye göre eğilip bükülüyorsa…
Orada artık sadece bireyler değil, sistem de yara almış demektir.

Ve unutulmamalıdır ki;
Adaletin olmadığı yerde “yeni” olan hiçbir şey umut vermez.
Sadece eski hataların daha pervasız şekilde tekrarından ibaret olur.