MUTLAK BUTLANIN ARDINDAN CHP KAPATILACAK MI?
Son günlerde siyaset gündeminin en çok tartışılan başlıklarından biri CHP kurultayıyla ilgili “mutlak butlan” tartışmaları oldu. Mahkeme kararları, hukuki değerlendirmeler, siyasi açıklamalar ve televizyon ekranlarında yapılan yorumlar kamuoyunda büyük bir kafa karışıklığı yarattı. Bu karmaşanın içinde vatandaşın aklında ki en önemli sorulardan birisi ise şu oldu. “CHP kapatılacak mı?” Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun izlemiş olduğu politika bu yönde olduğu söylentileri yapılmaktadır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekirse ki, bir siyasi partinin kurultayı hukuken tartışmalı hale gelmesi ile o partinin kapatılması tamamen farklı konulardır. Kurultayın iptal edilmesi ya da geçersiz sayılması, parti tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. CHP, yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü siyasi kurumlarından biridir ve bir mahkeme kararıyla kurultayın geçersiz sayılması doğrudan parti kapatılmasına yol açmaz, hatta açmamalı.
Ancak mesele yalnızca hukuki değildir. Asıl dikkat çekici olan CHP’nin uzun süredir iç tartışmalarla gündeme gelmesidir. Seçim sonuçları, kurultay süreçleri, parti içi çekişmeler ve liderlik tartışmaları, zaman zaman partinin kamuoyu önünde yıpranmasına neden oldu. Örneğin Tekirdağ’da dört ilçenin belediye başkanları gibi: muhalefetin en büyük partisinin enerjisini iktidara alternatif politikalar üretmek yerine kendi iç sorunlarına harcaması, doğal olarak seçmende hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Bugün yaşanan süreçte de benzeri bir tablo ortaya çıkmıştır. Vatandaş ekonomik sorunların, hayat pahalılığının, emekli maaşının, asgari ücretin ve işsizliğin konuşulmasını beklerken, siyaset gündemi kurultay davaları ve mahkeme kararlarıyla meşgul olmaktadır. Bu durumdan en fazla zarar gören ise muhalefetin kendisi olmaktadır. Buna kemal kılıçdaroğlu’nun konuşmaları da eklenince CHP kendi içinde ki hesaplaşmalar yüzünden her gün ayrı bir polemik yaşamaktadır.
Öte yandan CHP’nin kapatılacağı yönünde ki iddialar daha çok siyasi polemiklerin ve sosyal medya tartışmalarının ürünüdür. Türkiye’de bir siyasi partinin kapatılması son derece ağır şartlara bağlıdır ve anayasal süreçler gerektirir. Kurultayla ilgili hukuki ihtilafların böyle bir sonuca doğrudan yol açması beklenmez. Çünkü bir siyasi partinin kapatılması ise farklı bir hukuki süreçtir.
Asıl soru CHP’nin kapatılıp kapatılmayacağı değil, bu süreçten nasıl çıkılacağıdır. Parti yönetimi, örgütleri ve üyeleri önümüzdeki dönemde birlik görüntüsü verebilir mi? Bence hayır: Parti içi tartışmaları geride bırakıp yeniden seçmenin karşısına güçlü bir alternatif olarak çıkabilir mi? Bence hayır. Kamuoyunun, cevabını merak ettiği konu budur. Siyasette hiçbir boşluk uzun süre kalmaz. Bir Parti kendi sorunlarıyla meşgul oldukça, rakipleri bundan faydalanmaya çalışır. CHP’nin önünde duran görev, mahkeme salonlarından çok halkın gündemine odaklanmak ve iç çekişmeleri geride bırakmaktadır.
Sonuç olarak, mutlak butlan tartışmalarının ardından CHP’nin kapatılacağı yönünde ki yorumlar bugünkü şartlarda gerçekçi görünmemektedir. Fakat bu süreç, partinin kurumsal yapısına ve kamuoyu algısına zarar verme potansiyeli taşımaktadır. CHP ‘nin geleceğini belirleyecek olan mahkeme kararlarından çok, bu kriz karşısında göstereceği siyasi olgunluk ve birlik iradesi olacaktır. Fakat şu anda kamuoyunda tartışılan konu CHP’nin hangi yönetim tarafından temsil edileceğidir.