Değerli okuyucularım, uzun bir aradan sonra köşemde güncel yorumlar, başta olmak üzere, merkez hükümeti ve yerel iktidarın çalışmalarını, yerel siyaset, çevre, kültür-sanat, yaşam ve spor gibi geniş bir yelpazede, hikayeler, fıkralar ve masallara yeniden merhaba diyerek yazılarıma başlıyorum.

Değerli okuyucularım, çoğunuz bu hikayeyi belki biliyorsunuz. Ama ben yine de hafızalarımızı tekrar yenilemek için sizlerle paylaşıyorum.

Uyanığın biri hiç bir şart koşmadan kredi veren bir banka duymuş ve hemen bankaya gitmiş. Banka görevlisi bir müşteri kazanmanın sevinciyle sormuş: 
- Buyrun efendim, size nasıl yardımcı olabilirim? 
 - Ben kredi almak istiyorum. 
 - Hayhay efendim, ne kadar kredi istiyorsunuz? 
 Hazır beleş para alma hesapları yapan uyanığın gözleri parlamış: 
- 500 milyon yeterli. 
 Banka görevlisi kasadan parayı çıkarıp torbaya koymuş. Uyanık tam torbayı eline alırken, karşıdan gelen banka müdürü seslenmiş: 
- Beyefendi, bu parayı alabilmeniz için bir tek şartımız var!.. 
 Sevinci kursağında kalan uyanık şaşkın şaşkın sormuş: 
- Hani siz hiçbir şey istemiyordunuz? 
- Evet, kefil, senet, ipotek gibi şeyler istemiyoruz. Banka prensibimiz gereğince sadece sizden 2 adet yakın çekim göz resmi 2 adet de yakın çekim çıplak göt resmi istiyoruz. 
 Uyanık bu işe şaşırmış, ama işin ucunda beleş para olduğu için istenilen resimleri bir çırpıda çektirip getirmiş. Resimleri iyice inceleyen banka müdürü uyanığa dönerek demiş ki: 
- Kusura bakmayın beyefendi, size kredi veremeyiz!.. 
 Hüsrana uğrayan uyanık merakla sormuş: 
- Ne demek bu? Bana neden kredi veremiyormuşsunuz? 
 Banka müdürü resimlere bakarak cevap vermiş: 
- Efendim resimlerde gözüküyor ki; sizde bu parayı alacak göz var ama ödeyecek göt yok!... 

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

Çocuklar, pazara gelen Nasreddin Hoca'nın etrafını sarmış. "Hoca, bana düdük al!" demiş biri. "Bana da, bana da!" demiş bir diğeri.

Diğerleri de sırayla:

– Ben de düdük isterim!

– Bir tane de bana!, demişler.

İçlerinden sadece biri Nasreddin Hoca'ya düdük parası vermiş. Hoca, parayı alıp pazara gitmiş.

Hoca, akşam pazardan dönünce çocuklar etrafını sarmış. Her biri düdüğünü istemiş. Cebinden bir düdük çıkaran hoca, parayı veren çocuğa vermiş.

Diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırmış:

– Hani bizim düdüğümüz?

Nasrettin Hoca gülerek,

– Parayı veren düdüğü çalar, demiş