“ŞEKİL A'DA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ”
Hayatın her alanında karşımıza çıkan bazı kalıplar vardır. Özellikle bilimsel makalelerde, teknik raporlarda, mühendislik projelerinde ve akademik çalışmalarda sıkça kullanılan ifadelerden biri de “Şekil A'da görüldüğü gibi cümlesidir. İlk bakışta sıradan bir anlatım biçimi gibi görünse de, bu ifade aslında bilgi aktarımının, kanıt sunmanın ve düşünceleri somutlaştırmanın en önemli araçlarından biridir.
Bir araştırmacı, gazeteci veya yazar yıllar süren çalışmalarının sonuçlarını anlatırken çoğu zaman sözcüklerin yetersiz kaldığını hisseder. Bunun üzerine uzun hesaplamalar, karmaşık denklemler ve sayfalarca süren açıklamalar, tek bir şeklin içinde özetlenebilir. İşte tam bu noktada “Şekil A’da görüldüğü gibi” sözü devreye girer. Çünkü insanlar yalnızca okuyarak değil, görerek de öğrenirler.
İnsanlık tarih boyunca şekiller, çizimler ve semboller bilginin aktarılmasında büyük rol oynamıştır. İlk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimlerden günümüzün bilgisayar tasarımlarına, duvar yazılarına kadar uzanan süreçte görsel anlatım iletişimin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yazının henüz bulunmadığı dönemlerde insanlar doğayı ve günlük yaşamlarını çizimlerle anlatmışlardır. Bugün ise bilim insanları deney sonuçlarını grafiklerle, mühendisler projelerini teknik çizimlerle ve mimarlar hayallerini planlarla ifade etmektedir.
“Şekil A’da görüldüğü gibi” ifadesi yalnızca bir cümle değildir; aynı zamanda bir güven duygusunu da temsil eder. Çünkü bu söz, anlatılan bilginin yalnızca varsayımlara dayanmadığını gözlemlenebilir ve incelenebilir verilerle desteklediğini gösterir. Akademik dünyada iddiaların kabul görmesi için kanıt sunulması gerekir. Bu nedenle şekiller, tablolar ve grafikler büyük önem taşır. Akademik dünya; üniversiteler, araştırma merkezleri bilim insanları, öğretim üyeleri ve öğrencilerden oluşan bilimsel çevreyi ifade eder.
Teknolojini gelişmesiyle birlikte görsel anlatımın gücü daha da artmıştır. Bilgisayar programları sayesinde üç boyutlu modeller hazırlanmakta, simülasyonlar oluşturulmakta ve milyonlarca veri bir kaç grafik içerisinde sunulabilmektedir. Eskiden haftalar süren hesaplamalar artık saniyeler içerisinde yapılabilmektedir. Bunun sonucunda “Şekil A’da görüldüğü gibi” ifadesi, modern dünyanın ortak dillerinden biri haline gelmiştir.
Eğitim alanında da görsel anlatımın önemi her geçen gün artmaktadır. Uzmanlar, öğrencilerin yalnızca metin okuyarak değil, şekiller ve görseller aracılığıyla çok daha kalıcı bilgiler edindiğini belirtmektedirler. Bir matematik problemini çözmek, bir coğrafya haritasını incelemek ya da biyoloji hücresini anlamak çoğu zaman görsel destek olmadan mümkün değildir. Günümüzde sosyal medya çağında görsellerin etkisi daha da büyümüştür. İnsanlar çoğu zaman uzun makaleler okumak yerine birkaç saniyelik videoları, infografikleri (İnfografik; “Bilgilerin verilerin ve karmaşık konuların resimler, grafikler, simgeler, tablolar ve kısa metinler kullanılarak görsel biçimde anlatılmasıdır” ve tabloları tercih etmektedirler. Bu durum, görsel iletişimin gücünü artırırken aynı zamanda bilgi kirliliği riskini de beraberinde getirmektedir. Çünkü her şekil gerçeği anlatmayabilir.
Sonuç olarak “Şekil A’da görüldüğü gibi” cümlesi yalnızca teknik bir ifade değildir. Bu söz; bilimin, sanatın ve insan düşüncesinin ortak dilidir. Bazen bir şekil, sayfalar dolusu metinden daha fazla şey anlatabilir. İnsanlık mağara duvarlarında, bilgisayar ekranlarına uzanan yolculuğunda görseller sayesinde öğrenmiş, üretmiş ve ilerlemiştir. Belki de bu yüzden “Şekil A’da görüldüğü gibi” cümlesi, aslında insanlığın bilgiye ulaşma serüveninin kısa ama anlamlı bir özetidir.