Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara.

Bir diğer cambaz yanaşmış yanına sormuş:

- Kaça bu eşek?

+ Bin lira!

- Aldım gitti, ver elini helalleşelim!

O sırada birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış: “yahu görmüyor musun, bu eşek topal. ondan ucuza verdi!

- O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış. Bundan dolayı topal sanıp ucuza

elden çıkarmaya bakıyor!

” Eşeği satana koşmuşlar:

“be adam bu eşek topal değilmiş sadece tırnağına taş kaçmış!

” Satıcı gülmüş:

+ Eşek topal olmasına topal da, öyle zannetsinler diye taşı tırnağına ben koydum!

Alıcıya koşmuşlar:

“yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı

o koymuş. seni de kandırdı, parayı aldı!

” Alıcı başlamış dövünmeye:

- Vay namussuz vay! Eğer verdiğim para

sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!

Aleksandr Solzhenitsyn der ki:

"yalan söylediklerini biliyoruz.

Yalan söylediklerini biliyorlar.

Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.

Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.

Ama hâlâ yalan söylüyorlar.

" Yalansız, mutlu, umutlu günler dileğiyle…

SÜNNETÇİ

Bir Amerikalı, bir Japon ve bir Türk, bir trenin aynı kompartımanında yolculuk yapıyorlarmış. Bir ara Japon sıcaktan bunaldığını söyleyip, camı açmış. Tam o sırada içeriye bir sinek girmiş. Japon kınından kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış. Japon övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta "Japonya'nın en ünlü kılıç ustası" yazıyormuş.

Amerikalı da aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Amerikalı da kılıfından hızla çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş, sinek paramparça olmuş. Amerikalı da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta "Vahşi batının en ünlü silahşörü" yazıyormuş.

Türk de aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Türk cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sinek uçmaya devam ediyormuş. Amerikalı ve Japon içlerinden kıs kıs gülerlerken, bizimki de övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta "Türkiye'nin en ünlü sünnetçisi" yazıyormuş.  Alıntıdır...