ads
DOLAR 48.62 ₺
EURO 56.20 ₺
STERLIN 65.65 ₺
G.ALTIN 6,701.93 ₺
Ç.ALTIN 10,944.12 ₺
BİLEZİK 6,104.61 ₺
BTC 77,012.33 $
ETH 2,514.48 $
BİST 0.00

    TEKİN SÖNMEZ

    Çelenk Unutulur mu? Soruyorum!

    Yayınlama: Okunma: 110

    Bir kentin yönetimi ciddiyet ister. Hele söz konusu bir belediyeyse; sorumluluk, liyakat ve iş disiplini tartışmaya bile kapalı olmalıdır. Ama Saray Belediyesi’nde yaşananlar, artık “olur böyle şeyler” denilerek geçiştirilecek noktayı çoktan aşmıştır.

    Çelenk unutulur mu?

    Soruyorum!

    Bir belediye düşünün…

    Program düzenliyor, protokol davet ediliyor, vatandaşlar çağrılıyor, afişler hazırlanıyor, günler öncesinden duyurular yapılıyor. Her şey planlanıyor.

    Ama Atatürk Alanı’na konulacak çelenk unutuluyor!

    Şimdi çıkıp da bunun adına “küçük bir aksaklık” mı diyeceğiz?

    Hayır!

    Bu, sadece bir çelengin unutulması değildir.

    Bu, işin ciddiye alınmadığının, sorumluluğun yeterince taşınmadığının ve kurum içerisinde işleyişin sorgulanması gerektiğinin göstergesidir.

    Üstelik bunu yapan sıradan bir kamu kurumu değil.

    Bir belediye!

    Hem de ilçenin resmi programlarından birinde…

    Mesele çelenk değil, mesele zihniyet!

    Saray Belediyesi’nde çalışan ve işini düzgün yapan insanları az çok biliyoruz, tanıyoruz.

    İşini hakkıyla yapanlara sözümüz yok.

    Tam tersine…

    Görevini layıkıyla yerine getiren, vatandaşın işini çözen, mesai kavramını bilen, kurumunu sahiplenen tüm belediye çalışanlarının başımızın üstünde yeri var.

    Ama onların da bu görüntüden rahatsız olduğuna inanıyorum.

    Çünkü bir kişinin veya birkaç kişinin sorumsuzluğu, işini düzgün yapan onlarca çalışanın emeğinin üzerine gölge düşürüyor.

    Asıl sorulması gereken şudur:

    Bu belediyede kim, hangi görev için işe alınıyor?

    İşe alınırken liyakat mi aranıyor, hatır-gönül mü?

    İşin ehli mi tercih ediliyor, yoksa siyasi veya oy hesabı mı yapılıyor?

    İşte mesele tam da burada başlıyor.

    Belediye, istihdam kapısı değildir!

    Bir belediyenin görevi, oy potansiyeli olan insanları işe almak değildir. Hele hatır-gönül işi ise hiç değildir!

    Belediyenin görevi; işin ehli insanlarla çalışmak, kenti doğru planlamak, kaynakları doğru kullanmak ve vatandaşın parasının karşılığını hizmet olarak vermektir.

    Siz belediyeyi yıllarca liyakatsiz kadrolarla doldurursanız…

    İşi bilen insanları değil, “bizim adamımız” anlayışını öne çıkarırsanız…

    Teknik işlere teknik bilgi ve deneyimi olmayan insanları yerleştirirseniz…

    Sonra da dönüp “Neden böyle oldu?” diye sorarsanız…

    Kusura bakmayın ama cevabı çok basittir:

    Çünkü liyakati değil, başka hesapları tercih ettiniz!

    Bir kentin büyümesi sadece asfalt dökmekle olmaz.

    Bir kentin geleceğini sadece yollar belirlemez.

    Bir kentin geleceğini, yöneticilerin aldığı kararlar belirler.

    Doğru imar planlaması yapacaksınız.

    Yerleşim alanlarını bilimsel veriler ışığında geliştireceksiniz.

    Kentin geleceğini 5 yıl sonrasına değil, 30-40 yıl sonrasına göre planlayacaksınız.

    Ve bunları yaparken işi bilen mimarlarla, mühendislerle, şehir plancılarıyla ve gerçekten sorumluluk sahibi insanlarla çalışacaksınız.

    Eğer belediyenizde bunu yapacak teknik kadro yoksa ne yapacaksınız?

    Araştıracaksınız ve bulacaksınız!

    Çünkü belediye başkanlığı, “Ben bilmiyorum” deme makamı değildir.

    Bilmiyorsanız bilenle çalışacaksınız.

    Yapamıyorsanız yapanı bulacaksınız.

    Ve en önemlisi, emanet edilen makamın sorumluluğunu taşıyacaksınız.

    Festival var, çelenk yok!

    Şimdi gelelim işin en ironik tarafına…

    Yılda bir festival yapılıyor.

    Programlar hazırlanıyor.

    Sanatçılar getiriliyor.

    Sahne kuruluyor.

    Konserler düzenleniyor.

    Protokol davet ediliyor.

    Hatta Tekirdağ Valisi programa davet ediliyor.

    Ama Atatürk Alanı’na sunulacak çelenk unutuluyor!

    İşte burada insan ister istemez soruyor:

    Bu nasıl bir organizasyon?

    Bu nasıl bir hazırlık?

    Bu nasıl bir sorumluluk anlayışı?

    Bir belediye, böylesine basit ama aynı zamanda böylesine sembolik bir ayrıntıyı nasıl gözden kaçırabilir?

    Sonra insanlar güler.

    Tabii ki güler!

    Çünkü ortada ciddi bir çelişki vardır.

    Bir tarafta gösterişli organizasyonlar…

    Diğer tarafta unutulan bir çelenk!

    Sayın Başkan, artık şu kafayı değiştirin!

    Buradan açıkça söylüyorum:

    Belediyeyi yönetmek, günü kurtarmak değildir.

    Belediyeyi yönetmek; sosyal medyada güzel fotoğraf paylaşmak, festival yapmak, konser düzenlemek, kurdele kesmek hiç değildir.

    Belediyeyi yönetmek;

    doğru insanı doğru işe koymaktır.

    Liyakate önem vermektir.

    Sorumluluk bilinci oluşturmaktır.

    Kamu kaynaklarını korumaktır.

    Kentin geleceğini planlamaktır.

    Ve en önemlisi, vatandaşın size emanet ettiği makamın hakkını vermektir.

    Çelenk unutulmuş olabilir.

    Ama bu olay bize çok daha büyük bir şeyi hatırlatıyor:

    Bir kurumda sorumluluk unutulursa, çelenk de unutulur, görev de unutulur, vatandaş da unutulur!

    Saray Belediyesi artık kendisine şu soruyu sormalıdır:

    “Biz bu belediyeyi gerçekten liyakat sahibi insanlarla mı yönetiyoruz, yoksa hatır-gönül ilişkileriyle mi?”

    Cevabı vatandaş zaten görüyor.

    Hem de çok net görüyor.

    Çünkü sandıkta verilen oy, belediyeyi yönetme yetkisi verir.

    Her şeyi yapma ruhsatı vermez.

    Sayın Başkan…

    Artık biraz durun, düşünün.

    Şu kafayı değiştirin!

    Çünkü Saray’ın kaybedecek zamanı yok.

    Ve unutmayın:

    Çelenk unutulabilir… Ama vatandaşın hafızası unutmaz!