ads
DOLAR 50.05 ₺
EURO 56.29 ₺
STERLIN 67.58 ₺
G.ALTIN 6,646.05 ₺
Ç.ALTIN 10,876.87 ₺
BİLEZİK 6,067.10 ₺
BTC 77,601.19 $
ETH 2,291.50 $
BİST 0.00

    Nazmi METİN

    ÇOCUK İŞÇİLER  

    Yayınlama: Okunma: 0

    Bazı fotoğraflar vardır, yalnızca bir kaç insanı aynı karede göstermez; bir ülkenin sosyal adalet anlayışını, çocuklara bakışını ve siyasetin vicdanını da tartışmaya açar. Bazen bir fotoğraf, sayfalarca yazıdan daha fazla şey anlatır. Çünkü fotoğrafın içinde yalnızca görünenler değil, görünmeyenlerde vardır.  Gülümseyen yüzlerin arkasında sorulmayı bekleyen sorular, verilen pozların arkasında ise hesap sorulması gerekenler olabilir.  

    Gaziantep Milletvekili, çocuk işçilerle çektirdiği fotoğraf ve bu fotoğrafta birlikte kullandığı, “Alın teriyle helal rızkının peşinde koşan sanayi esnafımızın çayını içtik” şeklinde ki ifadeler, işte tamda böyle bir tartışmayı gündeme getiriyor.  Mesele bir Milletvekilinin sanayi esnafını ziyaret etmesi değildir. Elbette siyasetçiler esnafı ziyaret edebilir, işçilerin sorunlarını dinleyebilir, üretim yapan işletmelerle görüşebilir.  Bunlar siyasetin olağan faaliyetleridir.  

    Asıl soru şudur: Çocukların çalışmak zorunda bırakıldığı bir ortamda, onların emeğini görüp bu durumu sorgulamak yerine, o görüntüyü sıradan bir esnaf ziyaretinin parçası olarak sunmak ne kadar doğrudur? Çocuk dediğimizde aklımıza okul sıraları, oyun alanları, arkadaşlıklar, hayaller ve geleceğe ilişkin umutlar gelmelidir.  Çocukların ellerinde kalem, önlerinde kitap, zihinlerinde öğrenme heyecanı olmalıdır.   

    Bir çocuğun emeğini sömürmekle emeğe saygı göstermek aynı şey değildir.  Alın teri kutsaldır; fakat çocukların alın teri üzerinden servet kazanmak kabul edilemez.  Helal kazanç elbette değerlidir; ancak çocukların eğitim hakkını, güvenliğini ve çocukluklarını korumak da en az onun kadar önemlidir. Bir çocuk ailesinin ekonomik zorlukları nedeniyle çalışmak zorunda kalıyorsa burada yalnızca bireysel bir tercih meselesi yoktur. Ailenin gelir durumu, sosyal desteklerin yeterliliği, eğitim sisteminin koşulları, iş yerlerinin denetlenmesi ve kamunun sorumluluğu gibi pek çok başlık vardır.  

    Dolaysıyla çocuk işçiliğini yalnızca, çalışkanlık, meslek öğrenmek ya da rızkının peşinden koşmak ifadeleriyle açıklamak sorunun toplumsal boyutunu görünmez hale getirebilir. Bir çocuğun emeğine saygı duymak, onun çalışmak zorunda kalmadığı bir yaşamı savunmakla başlar. Helal rızık söylemi her şeyi açıklamaya yeter mi? Toplumumuz da alın terine, emeğe ve helal kazanca büyük değer verilir. Bu değerlerin küçümsenmesi mümkün değildir. Ancak hiç bir güzel kavram, yanlış uygulamaları sorgulamaktan kaçınmanın aracı haline getirilmemelidir.  

    Ülkemizde Mesem tartışması ve kaybedilen çocuklar gündem olmaya devam edecek.  Mesleki Eğitim Merkezleri, gençleri meslek edinmesi ve iş hayatına hazırlanması amacıyla oluşturulmuş bir eğitim modelinin parçasıdır.  Meslek öğrenmenin kendisi yanlış değildir.  Ülkenin nitelikli ustalara, teknisyenlere ve mesleğinde uzmanlaşmış insanlara ihtiyacı vardır. Gençlerin üretim süreçlerini öğrenmesi de önemlidir.  Ancak mesleki eğitimin amacı, çocukları ucuz iş gücüne dönüştürmek olamaz.  

    Geçtiğimiz günlerde Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde yaşanan 14 yaşında ki çocuğa şiddet Mesem tartışmasını tekrar gündeme getirdi. Kapaklı’da bir otomobil tamirhanesinde Mesem kapsamında çalıştırılan 14 yaşında ki bir çocuğun, iş yeri işletmecisi tarafından tekme tokatlarla darp edildiği haberleri kamuoyuna yansıdı. Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından çocuğun ailesi şikayetçi oldu. Şimdi sormak gerekiyor: Daha 14 yaşında ki bir çocuğun sanayide yaşadığı bu şiddetin açıklaması sizce ne olabilir? 

    Bu olay yalnızca bir iş yeri işletmecisinin davranışı olarak değerlendirilip geçiştirilemez. Çünkü haberin merkezinde Mesem kapsamında çalışan 14 yaşında bir çocuk bulunuyor.  Mesleki Eğitim Merkezlerinin amacı gençlere meslek kazandırmak, onları nitelikli iş gücü olarak yetiştirmek ve eğitim hayatlarını sürdürmelerini sağlamaktır. Meslek eğitiminin kendisine karşı çıkmak elbette doğru değildir.  Fakat çocuklar iş yerlerinde şiddete, aşağılanmaya, baskıya veya tehlikeli çalışma koşullarına maruz kalıyorsa bunun hesabı sorulmalıdır.