Çocukken bize söylenen bazı sözler vardır. Yıllar geçse de insanın kulağında kalır. "Sen iyi bir çocuksun" ne güzel bir cümledir bu. Bir çocuğun başını okşarsınız, gözlerinin içine bakarsınız ve "Sen iyi bir çocuksun" dersiniz. Çocuk da inanır. Çünkü çocuk, büyüklerin söylediklerine inanır. Dünyayı henüz kendi deneyimleriyle değil, kendisine anlatılanlarla tanımaktadır. Ama insan büyüdükçe işler değişir. Birgün aynaya bakar ve kendisine şu soruyu sorar: Kim demiş sen iyi bir çocuksun?
Çünkü iyi olmak, çocukken bize verilen bir sıfat değildir, iyi olmak; insanın yıllar içinde verdiği kararlarla, kimse görmezken yaptığı davranışlarla, güç eline geçtiğinde nasıl davrandığıyla, kendisinden güçsüz olanlara nasıl baktığıyla ortaya çıkar. Çocukken herkes masum olabilir. Burada ki sorun büyüdükten sonra ne olduğumuzdur.
Bazı insanlar çocukken çok usludur. Büyüklerinin sözünden çıkmazlar. Öğretmenleri onları sever. Aileleri gurur duyar. Komşular "ne terbiyeli çocuk" der. Sonra bu çocuklar büyür. Bir bakarsınız, çocukken eline diken batmasın diye üzerine titrenen insan, başkasının canını acıtmaktan hiç çekinmiyor.
Çocukken arkadaşının oyuncağını paylaşan insan, büyüyünce makamını, gücünü, imkanını kimseyle paylaşmıyor. Çocukken haksızlığa uğrayan arkadaşının yanında duran insan, büyüyünce haksızlık karşısında susmayı tercih ediyor. İşte burada insanın gerçek sınavı başlıyor. Çünkü iyi çocuk olmak kolaydır. İyi insan olmak zordur.
"Kim demiş sen iyi bir çocuksun?" Belki de bu cümleyi zaman zaman hepimizin kendimize sorması gerekiyor. Çünkü insan kendisi hakkında çok kolay hüküm veriyor. "Ben iyi bir insanım" Peki... Kime göre? Neye göre? Kendimize göre mi? Yoksa bizi gerçekten tanıyan insanların gözünde mi?
Bir insanın iyiliğini, kendisinin anlattıkları değil; başkalarının onun yanında kendisini nasıl hissettiği gösterir. Bir insanın karakterini şakşaklandığı günlerde değil; kimsenin şakşaklanmadığı günlerde yaptıkları gösterir. Bir insanın adalet duygusunu, kendisine yapılan haksızlıktan değil; başkasına yapılan haksızlık karşısında ki tavrı gösterir. Kendisine yapılan kötülüğü yıllarca anlatıp başkasına yaptığı kötülüğü hiç hatırlamayan insanların sayısı az değil. Herkes kendi hikayesinde kahraman. Ama hayat, insanın kendisi için yazdığı hikayeden ibaret değil.
Çocukken; bize "yalan söyleme" derlerdi. Şimdi büyüdük. Bazen gerçekleri eğip büktük. "Kimse zarar görmesin. İşimiz bozulmasın. Şimdi sırası değil. Böyle gelmiş böyle gider dedik." Sonrada kendimizi iyi insan ilan ettik. Çocukken; "Arkadaşının hakkını yeme" derlerdi. Şimdi büyüdük. Bir başkasının hakkına göz dikmenin adını fırsat koyduk. Çocukken; haksızlık karşısında susma dediler. Şimdi büyüdük. Susmanın bazen daha güvenli olduğunu öğrendik. Ve bütün bunlardan sonra hala kendimize "iyi insan" demeye devam ettik. İnsanlar bazen kendisini kandırma konusunda çok başarılıdırlar.
"Kim demiş sen iyi bir çocuksun?" Belki de biraz sert bir soru. Ama bazen insanın kendisine soracağı sert sorulara ihtiyacı vardır. Çünkü sürekli kendimizi övmek, kendimizi geliştirmemizin önünde ki en büyük engellerden biridir. "Ben zaten haklıyım. Ben zaten doğruyum. Ben zaten herkesten daha çok biliyorum." Bir insan için bunlar tehlikeli cümlelerdir. Kendini sorgulamayan insan ise zamanla kendi yanlışlarını bile doğru zannetmeye başlar.
Çocukken; bize "iyi çocuk" diyenler belki de gerçekten iyiliğimizi görmüş olabilirler. Belki de bizi korumak, cesaretlendirmek, güzel bir insan olmaya teşvik etmek için söylemiş olabilirler. Şimdi bu sözlerin sorumluluğu bize kaldı. " İyi çocuk" olarak anılmak başka şeydir, iyi insan olarak yaşamak başka bir şeydir. Belki bugün yeniden düşünmeliyiz. Kim demiş, "sen iyi bir çocuksun?" Belki çocukken öyleydin. Ama bugün? Bugün kimse seni görmediğinde ne yaparsın? Çünkü çocuk olmak bize verilmiş bir ayrıcalıktır. İyi insan olmak ise ömür boyu verilmesi gereken bir mücadeledir.