ads
DOLAR 47.60 ₺
EURO 54.98 ₺
STERLIN 64.23 ₺
G.ALTIN 6,499.42 ₺
Ç.ALTIN 10,664.34 ₺
BİLEZİK 5,948.55 ₺
BTC 64,494.38 $
ETH 1,895.36 $
BİST 0.00

    TEKİN SÖNMEZ

    TEKİN SÖNMEZ

    Kibirle Yönetim Olmaz!

    Yayınlama: 6 Ağustos 2026 Perşembe 08:58 Okunma: 96

    Siyaset, kişisel hesaplaşma yeri değildir. Hele ki kamu adına görev yapanların, "Onunla konuşmam, onun fikrini almam, ona haber vermem." gibi bir lüksü hiç yoktur.

    Belediyeler şahsi egoların tatmin edildiği makamlar değil, milletin hizmet beklediği kurumlardır. Kimin kimi sevip sevmediğinin, kimin kime kırgın olduğunun vatandaş açısından hiçbir önemi yoktur. Vatandaşın tek beklentisi; sorunların konuşularak çözülmesi ve hizmetin gecikmemesidir.

    Eğer bir yönetici, siyasi rakibiyle aynı masaya oturmayı gurur meselesi haline getiriyorsa, kamu görevini kişiselleştiriyor demektir. O zaman yapılması gereken bellidir; ya o koltuğu bırakacaktır ya da kamu görevini kişisel duygularının önüne koymayı öğrenecektir.

    Temmuz Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda yaşananlar da tam olarak bunu göstermiştir.

    Bilgehan Çağlar'ın Saray ilçesiyle ilgili gündem maddesinde yaptığı "VAR'a gidelim." benzetmesi, siyasi bir göndermeden ibaretti. Ancak Başkan Taşyasan'ın verdiği cevap, aslında yaşanan sorunun özünü ortaya koydu:

    "Biz VAR'a gitmeye gerek yok diyoruz. Saray'ı ilgilendiren bir konu varsa bir telefon açın, haber verin. Meclis üyelerimiz gelir, komisyon üyeleri konuşur, ilgili başkan yardımcısı gelir. Mesele masada çözülür."

    İşte mesele tam da budur.

    Bir telefonla çözülebilecek konuların siyasi inatlaşmaya dönüştürülmesi, belediyecilik anlayışına yakışmaz. İletişimsizlik, çoğu zaman bilinçli tercihe dönüştüğünde bunun adı artık koordinasyon eksikliği değil; kibirdir.

    Bugün vatandaş meclis salonlarında çözüm görmek istiyor. Ancak karşısına zaman zaman ego savaşları, laf yetiştirme çabaları ve siyasi restleşmeler çıkıyor. Bunun sonucunda da toplum şu soruyu sormaktan kendini alamıyor:

    "Bunlar mı şehrimizi yönetecek?"

    Unutulmamalıdır ki, kamu görevi kimseye siyasi kibir gösterme hakkı vermez. O koltuklar vatandaşa hizmet etmek için vardır; kişisel hesaplaşmalar için değil.

    Kinin, öfkenin ve kibrin aklın önüne geçtiği yerde ortak akıl da, uzlaşı da, hizmet de kaybolur.

    Siyasetçinin büyüklüğü, rakibiyle kavga etmekte değil; gerektiğinde aynı masaya oturup memleketin menfaatini konuşabilmesindedir.

    Çünkü vatandaş, bahane değil hizmet istiyor. Ego değil çözüm istiyor. Kutuplaşma değil iletişim istiyor.

    Bunu başaramayanların ise önce siyaset anlayışını, sonra da oturdukları makamı sorgulaması gerekir.