ads
DOLAR 45.39 ₺
EURO 53.49 ₺
STERLIN 61.97 ₺
G.ALTIN 6,891.89 ₺
Ç.ALTIN 11,237.61 ₺
BİLEZİK 6,268.32 ₺
BTC 80,663.03 $
ETH 2,329.27 $
BİST 0.00

    Yakup Yavuz UZUN

    Yakup Yavuz UZUN

    Sevgili okurlar; MHP’de eksen kayması mı yaşanıyor?

    Yayınlama: 11 Mayıs 2026 Pazartesi 17:27 Okunma: 7

    MHP, 9 Şubat 1969 yılında rahmetli Alparslan Türkeş tarafından kurulmuş, temel felsefesi Türk milletinin tarihsel ve kültürel varlığını savunmayı, İslam’ın manevi değerleri ile bütünleşmeyi sağlamayı esas alan; milletin bağımsızlığını, milli birlik ve vatanın bölünmez bütünlüğünü en üst değer olarak gören bir inançla siyaset sahnesine adım atmıştır.

    Alparslan Türkeş’in 4 Nisan 1997 tarihinde vefatından sonra yerine gelen Devlet Bahçeli, 1999 genel seçimlerinde yüzde 17,98 oy alarak Türk siyasi tarihinde çok büyük bir başarı elde etmiştir. Bu tarihten sonra ise yapılan seçimlerde sürekli oy kaybı yaşayan bir siyasi parti durumuna düşmüş ve oy oranı erimeye başlamıştır.

    2015 yılına kadar AK Parti siyasi iktidarının tam karşı görüşlerini yansıtan siyasi söylemler ile siyasi hayatını sürdüren, hatta birinci Kürt açılımı süresince mevcut siyasi iradeyi ve onun genel başkanını karşılıklı olarak siyasi literatüre yakışmayacak sertlikte ve hakarete varan söylemler ile eleştiren Bahçeli, 2015 yılında ise bir anda AK Parti ile ortak siyasi söylemler, övgüler ve tavırlar sergileyerek siyasi eksenini AK Parti iktidarı tarafına kaydırmıştır.

    Bu beraberlikten sonra ülkede 17-25 Aralık olayları, kozmik odanın deşifre edilerek yabancı ülkelerde görev yapan yaklaşık 900 devlet ajanının ortaya çıkması, siyasi iktidardaki bakanların yolsuzluk iddiaları nedeniyle görevden alınmaları, yap-işlet-devret modeli ile ülkenin birçok ihalesinin belirli holding ve firmalara verilmesi gibi halkın kabul etmekte zorlandığı gelişmeler yaşanmıştır.

    2018 yılından sonra başkanlık sistemine geçilmesiyle birlikte MHP, adeta Cumhur İttifakı’nın gayriresmî ortağı olmuş, yürütme ve yargı konularında söz sahibi olmaya başlamıştır.

    Bundan sonra ne oldu?

    Bugüne kadar aldığı oyların büyük bölümünü milliyetçilik, vatan sevgisi ve ülkenin bölünmez bütünlüğü söylemleriyle alan siyasi parti, bir anda kendi içinde hesaplaşmalara girdi. Kamuoyuna yansıyan süreçte; partinin ve onu kuran Alparslan Türkeş’in hedeflediği siyasi oluşumdan uzaklaşıldığını düşünen, bu yeni siyasi çizgiden rahatsız olan birçok kişi partiden ihraç edildi. Hatta Sinan Ateş olayında olduğu gibi cinayetlere kurban giden isimler oldu.

    Partinin kurucu üyeleri, eski Ülkü Ocakları başkanları, basında kendine belli bir yer edinmiş siyasi aktörler, akademisyenler, partiye gönül vermiş iş insanları ve gençliğini bu siyasi oluşum uğruna harcamış birçok insan partiden dışlandı, hatta hain ilan edilmeye başlandı.

    Kuruluş felsefesi vatan, millet ve milliyetçilik olan, ülkenin bölünmez bütünlüğünü ilke edinen, üyeleri ve taraftarları ile bölücü örgütlere karşı amansız bir mücadele veren bu siyasi oluşum, bir anda herkesin hayretle karşıladığı açıklamalar yapmaya başladı. Parti genel başkanı, bu ülkenin bölünmesi için 40 yıldır terör eylemleri gerçekleştiren; çocuk, genç, asker, polis, öğretmen ve memur şehit eden terör örgütü liderine yönelik, adeta örgütü ve onu destekleyen çevrelerin istediği şekilde siyasi alan açabilecek söylemler kullanmaya başladı.

    Herkesin bildiği gibi, bu ülkede son 10 yıldır PKK terör örgütünün çok fazla eylem yapmamasına, hatta dönemin İçişleri Bakanı’nın “Dağda artık 66 terörist kaldı” açıklamasına rağmen, terör örgütü ve liderine yönelik af tartışmalarının bu kadar ileri taşınması oldukça düşündürücü görünmektedir.

    Bir başka konu ise Devlet Bahçeli’nin ortaya attığı ve Lübnan’daki sisteme benzetilen yönetim modeli tartışmalarıdır. Bahçeli’nin, “İsterim ki devlet yönetiminde bir Alevi ve bir Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı olsun” şeklindeki söylemi kamuoyunda farklı yorumlara neden olmuştur. Yazara göre bu söylem, Lübnan’daki mezhep ve etnik temelli yönetim modelini çağrıştırmakta ve ülkenin birlik yapısı açısından riskli görülmektedir.

    Sevgili okurlar, işte tüm bu olaylar, söylemler ve icraatlar nedeniyle kuruluş felsefesinden uzaklaştığı düşünülen MHP’nin, halk nazarında tartışılır bir duruma düştüğü ve gelecekte ülkeye neler verebileceği konusunda soru işaretleri oluşturmaya başladığı görülmektedir.

    Dileğimiz; MHP’nin, Başbuğ Alparslan Türkeş’in kurduğu parti anlayışına yeniden dönmesi ve bu çizgide hareket etmesidir. Bunun hem ülke hem de gönül verenler açısından kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

    Saygılar sunarım…