Devlet Malı Deniz ...
Bir ülkenin kimi insanları Semt Pazarları’ndan topladıkları çürük sebze ve meyvelerle karnını doyurmaya çalışıyorsa, devleti yönetenlerin savurganlığına bakmak gerekir. Bizim ülkemizde durum aynen böyledir. Bu savurganlığın hesabını sormayanlarsa, o günahı işleyenler kadar sorumludur.
Devleti yönetenlerin, devletin malını ve parasını savurgan bir biçimde kullandığı ve harcadığı hep bilinir. O sebeple, halk arasında “Devlet malı deniz, yemeyen domuz.”tabiri çok yaygındır.
Bunu önlemek için bazı hükümetler “Tasarruf tedbiri” adıyla bazı tedbirler alırlar. Böylece, kamu çalışanlarından harcamaların kısılmasını ve tasarrufa gidilmesini isterler. İsterler, ama en büyük savurganlığı yine o tedbiri almak isteyenler yaparlar.
SAVURGANLIK, DAHA ÇOK NERELERDE YAPILIYOR?
Bizim ülkemizde devlet katında olup da savurganlığın, öteki adıyla “israf”ın yapılmadığı hiçbir yer bulunmuyor. Başta hükümet yetkilileri ve üst bürokratlar olmak üzere, devlet malı ve parasını savurmayan ve bilhassa kendi keyfi için kullanıp, harcamayan yok.
Bunların başında, hükümet yetkililerinin ve üst bürokratların dış gezileri geliyor. Mesela, Başbakanlar o koltuğa oturduktan sonra bir yıl içinde bütün dünyayı dolaşırlar. Eskiden tarifeli uçaklarla yapılan bu geziler, şimdi Başbakanlık makamı için satın alınmış özel uçaklarla yapılıyor ve çok pahalıya mal oluyor.
Aynı şekilde özel uçağa sahip olan Cumhurbaşkanları da artık, Başbakandan geri kalmıyor ve özel uçaklarıyla bütün dünyayı dolaşıyorlar.
AKP İKTİDARI, İSRAFTA BİRİNCİ
AKP iktidara geldikten sonra Başbakan Tayyip Erdoğan, özel uçakla ve bir çırpıda bütün dünyayı dolaştı. Aynı şekilde, AKP li Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Başbakandan hiç de geri kalmadı ve o da hemen bütün dünyayı dolaştı. Bu seyahatler, kısa aralıklarla halen devam ediyor.
İşin ilginç yanı, gerek Başbakan, gerek Cumhurbaşkanı olsun, yurt dışına giderken eşlerini de yanlarına almayı katiyen ihmal etmiyorlar. O bir gelenek dense de, uçağın “İş adamı” sıfatıyla yandaş kişiler ve eş-dost tarafından doldurulması, israfın boyutlarını iyice büyütüyor. Bu fırsatı kaçırmayan yandaş gazeteciler de, bu fırsattan iyi bir şekilde yararlanıyorlar.
VALİ VE ÜST BÜROKRATLARIN SAVURGANLIĞINA GELİNCE
Valiler, bürokrasinin içinde savurganlıkta başı çekiyorlar. Bütün Valilerin en az iki ya da üç adet makam aracı var. Hem de çoğu son model ve Mercedes marka. Şimdi, kimilerinin dört çeker cipleri de var. “Ona da ne gerek var?” dendiğinde kılıf hazır, “Dağ bayır dolaşıyoruz.” Diyorlar.
Devletin üst bürokratları, Valilerden hiç de geri kalmıyorlar. Onların makam araçları da birden fazla ve son model pahalı araçlar. Araç, personel, benzin, tamir ve bütün masraflar devletten olunca, savurganlık almış başını gidiyor.
Bakanlar ve kimi bürokratlar, yasal olmamasına rağmen eşlerine de araç tahsis ediyorlar. Hatta, okul çağındaki çocukları bile, okula bu araçlarla götürülüp getiriliyor.
Devlet yetkililerinin öteki harcamalarının da sınırı yok. Vatandaşlardan kuruş kuruş toplanan vergiler ve devletin diğer gelirlerinin önemli bir kısmı, işte böyle savruluyor.
İKTİDAR MUHAFAZAKAR, İSRAF HARAM
AKP iktidarı, “muhafazakar” kimliği ile tanınıyor ve o kimlikle vatandaştan oy topluyor. Oysa İslam dini, israfı haram kılmıştır. Kuran-ı Kerim’de Yüce Yaradan, ”Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.” (Araf Suresi/31) buyuruyor.
Bu iktidar, ne yazık ki devlet malını ve parasını israf etmekte gelmiş geçmiş bütün iktidarları arattı. Devletin her kademesinde israf tam gaz sürdürülüyor.
Eğer, bir gün gelir de yolsuzlukların hesabı sorulursa, bütün bu savurganlıkların hesabı da sorulmalıdır.
İyi bilinmeli ki, karnını doyurmak için Semt Pazarları’nda atılan çürük sebze ve meyveleri toplayan halkın yaşadığı bir ülkede bu israfın hesabı sorulmazsa, esas günah onu sormayanların sırtına yüklenecektir.