Saray Gözlem Gazetesi, Saray haber, Trakya Gözlem Haber, Saray Haberleri
⌂
Anasayfa ›Yazarlar ›Nazmi METİN
Köşe Yazısı

Nazmi METİN · 07.05.2026

PREKARYA  

Paylaş:

Dünyanın değişen yüzü, yalnızca teknolojiyi, şehirleri ya da üretim biçimlerini dönüştürmedi; aynı zamanda insanın çalışma hayatında ki yerini de kökten sarmıştır.  Bir zamanlar, iş dediğimiz şey, belirli saatleri, belirli güvenceleri ve belirli bir geleceği ifade ederdi. Bugün ise giderek daha fazla insan için iş, belirsizlik, güvencesizlik ve geçicilik anlamına geliyor. İşte bu yeni sınıfa verilen ad: Prekarya.  

Prekarya, “precarious” yani güvencesiz kelimesinden türetilmiş bir kavramdır. Bu sınıfın insanları ne tam anlamıyla işsizdir nede gerçek anlamda güvenceli bir çalışan. Onlar sürekli değişen işlerde çalışan, çoğu zaman sigortasız ya da düşük ücretlerle hayatını sürdürmeye çalışan, yarının ne getireceğini bilmeyen bireylerdir. Kuryeler, Fereelance çalışanlar, “Freelance’ler esnek mesai saatleri ve çalışma yeri özgürlüğüyle, ihtiyaç duyulduğunda farklı müşterilere hizmet sunan serbest meslek erbabı olarak kabul edilir.”  Sözleşmeli işçiler, geçici görevliler.  Hepsi bu görünmez kalabalığın parçalarıdır.  

Prekarya’nın en büyük sorunu yalnızca ekonomik değildir.  Asıl mesele, geleceğin belirsizliğidir. İnsan, yarınını planlayamadığında yalnızca cebinde ki parayı değil, umutlarını da kaybetmeye başlar.  Araba almak, ev almak, aile kurmak gibi hayatın temel kararları bile ertelenir.  Çünkü prekarya için yarın, her zaman bir soru işaretidir.  Ancak bütün bu başlıkların üzerinde yükselen tek bir temel mesele vardır, güvencesizlik.  Daha açık bir ifadeyle, prekarya’nın en büyük sorunu belirsizlik içinde yaşamak zorunda kalmasıdır.  

 Bu durumun ortaya çıkmasında küreselleşme, dijitalleşme ve esnek çalışma modellerinin büyük payı vardır.  Şirketler maliyetleri düşürmek ve daha hızlı hareket edebilmek için kalıcı istihdam yerine geçici çözümlere yönelirken, bireyler de bu sistemin içinde ayakta kalmaya çalışır. Kulağa ilk bakışta cazip gelebilir. Sabit saatler yok, patron baskısı az, istediğin işi seçme imkanı var. Bu yüzden bazıları prekaryayı, çalışma özgürlüğü olarak görür. Ancak bu esneklik çoğu zaman özgürlük değil, zorunlu bir uyum biçimidir.  

 Prekarya, aynı zamanda bir kimlik krizidir.  Çünkü insan, yaptığı işle kendini tanımlar.  Ben ne iş yapıyorum? Sorusuna net bir cevap veremeyen birey, zamanla aidiyet duygusunu da kaybeder. Bu da toplumsal bağların zayıflamasına, bireyin yalnızlaşmasına ve güvensizlik duygusunun artmasına yol açar. İnsan yüzyıllardır kendini yaptığı işle tanımlar. İşçiyim, esnafım demek yalnızca bir mesleği değil, aynı zamanda bir aidiyeti, bir hayat düzenini ve toplumsal bir yeri ifade eder. Prekarya ise bu sürekliliği parçalar. Çünkü burada iş geçicidir, rol değişkendir, yarın belirsizdir.  Dolayısıyla kişi, ben neyim? Sorusuna net bir cevap veremez hale gelir. 

Diğer taraftan prekarya, yalnızca bir mağduriyet hikayesi değildir.  Aynı zamanda yeni bir farkındalığın da kapısını aralayabilir.  Bu sınıf, haklarını aramayı, örgütlenmeyi ve yeni dayanışma biçimleri geliştirmeyi öğrenebilir.  Tarih boyunca her dönüşüm, yeni mücadele alanları yaratmıştır.  Prekarya,da kendi sesini bulduğu ölçüde, sistemin dönüşümün de etkili olabilir. Sonuç olarak prekarya, modern dünyanın sessiz ama büyüyen gerçeğidir.  Bu gerçek görmezden gelindikçe, yalnızca bireyler değil, toplumun bütünü zarar görür.  Çünkü güvencesizliğin yaygınlaştığı bir yerde, huzur da kalıcı olmaz. Belki de asıl mesele,  yeni bir çalışma düzeni kurmaktan önce, insanın emeğine yeniden değer vermeyi öğrenmektir.   

Prekarya’yı özetlersek,  insanları tek bir yere götürmez.  Belirsizlik, yalnızlık ve arayış arasında gidip gelen bir yola sürükler.  Bu yolun sonunda ne olacağı ise kesin değildir.  Belki de asıl mesele, bu yolun nereye çıktığından çok, insanların bu yolda nasıl yürüdüğüdür.  

 

Yayınlanma: 07.05.2026 - 22:15
# 3057
Son Haberler

BÜYÜKŞEHİR TARLA YOLLARINI HASADA HAZIRLIYOR

08.05.2026 - 23:21

CANDAN BAŞKAN: “TEKİRDAĞ BÜYÜYOR, HİZMET KALİTEMİZ ARTIYOR”

09.02.2026 - 17:03

Çerkezköy’de Halk Otobüsü ile Kamyon Çarpıştı: 1 Yaralı

02.01.2025 - 11:23

PUNTİLA AĞA VE UŞAĞI MATTİ’YE İSTANBUL VE ÇERKEZKÖY İZLEYİCİSİNDEN TAM NOT

02.01.2025 - 10:52

Anahtar Parti Çerkezköy Teşkilatı tanıtıldı

29.12.2024 - 18:17

Çerkezköy'de Yılbaşı Kuruyemiş Telaşı Başladı

29.12.2024 - 18:13

Çerkezköy Kent Konseyi’nden Örnek Proje: “Kardeşim Üşümesin”

29.12.2024 - 18:10

Tekirdağ'da firari hükümlü yakalandı

29.12.2024 - 18:07

Tekirdağ'da kumar oynayan 5 kişiye para cezası kesildi

29.12.2024 - 18:06

Notalarla engelini aşan Melis öğretmen azmiyle umut oluyor

29.12.2024 - 18:01
Son Makaleler

Çağdaşlık mı, Saygısızlık mı?

DUVAR YAZILARI  

SARAYLI KART: VERİLEN BİR SÖZÜN HAYATA GEÇİRİLMESİ  

Kimin Getirdiği Önemli Değil: Hizmetin Gelmesi Önemli

AYNI SENİN GİBİ  

ÇOCUKLARIMIZA KAHRAMAN DİYE KİMİ İZLETİYORUZ?

Kurnaz İnsan ile Zeki İnsan Arasındaki Fark

PARTİCİLİK OYNAMAYIN GERÇEK PARTİLİ OLUN 

Çelenk Unutulur mu? Soruyorum!

SİYASETÇİLER TARAFINDAN GAZETECİLERE “ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK”  

Kategoriler
ÇERKEZKÖY ÇORLU EDİRNE KAPAKLI KIRKLARELİ MALKARA SARAY SÜLEYMANPAŞA TEKİRDAĞ TRAKYA ULUSAL VİZE