Prof.Dr.İ.Hamit Hancı – Av.Dr.Alp Aslan

Ortadoğu’daki savaş esnasında Dubai’de Turistlerin havaalanlarının güvensizliği nedeniyle ülke dışına çıkamaması,

Suudi Arabistan ve Bahreyn'i birbirine bağlayan 25 kilometrelik Kral Fahd Köprüsü’nün hasar aldığı haberleri,  

ABD Dışişleri Bakanlığının, bölgedeki güvenlik durumunun hızla kötüleşmesi üzerine Bahreyn’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar 16 farklı bölgedeki vatandaşlarına bölgeyi tahliye etmeleri talimatını vermesi.

Tüm bu gelişmeler bize tek bir kelimeyi çağrıştırdı: TAHLİYE

Basını takip ettiğimizde son kriz başlıkları — Dubai’den kitlesel araç kiralama girişimleri, yüksek meblağlarla özel uçak temini, cruise gemilerinde mahsur kalma iddiaları, bazı ülkelerin vatandaşlarını ayrı tahliye planlarına dâhil etmesi, otellerden çıkarma söylentileri ve köprü sabotajı haberleri — bize Planlı tahliye (managed evacuation) ile spontane kaçış (self-evacuation under panic) arasındaki farka eğilmemiz gerektiğini söylüyor.

Nedir bu TAHLİYE dedikleri ?

Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri Sözlüğünde geçen tanıma göre, tahliye;

Afet ve acil durum ile sivil korunma hizmetleri kapsamında, boşaltılması gereken yapıların veya bir bölgenin, önceden belirlenmiş yollar kullanılarak hızlı ve düzenli bir şekilde boşaltılıp insan ve canlıların güvenli yerlere nakledilmesi işlemidir.

UNDRR (United Nations Office for Disaster Risk Reduction), tahliye terimini, insanları ve varlıkları tehlikeli bir olay meydana gelmeden önce, meydana gelirken veya sonrasında daha güvenli yerlere taşımak olarak tanımlamaktadır.

Tahliye planları ise insanların ve varlıkların tehlikeli bir olay meydana gelmeden önce, meydana gelme sırasında veya sonrasında geçici olarak daha güvenli yerlere taşınması için önceden yapılan düzenlemeleri ifade eder. Bu planlar, tahliye edilenlerin geri dönüşü için planları  ve yerinde sığınma seçeneklerini içerebilir

Tahliye edilen canlılar ve eşyalar daha önceden belirlenen güvenli acil toplanma alanlarında koruma altına alınır.

Tahliye denildiğinde sadece bir binanın boşaltılması akla gelmemelidir. Afet kapsamına göre bir mahalle, bir şehir hatta Nükleer saldırı örneğinde olduğu gibi bir Ülke tahliye edilebilir

Buna Bölgesel tahliye denilmektedir.

Bölgesel tahliye iki türlü gerçekleşebilir;

Ya Resmi makamlar tahliye emri verir. Bu görev Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) gereğince, Tahliye ve Yerleştirme Hizmet Grubu tarafından yerine getirilir. Ya da Bireyler kendi kendilerine bölgeyi tahliye eder.

AFAD a göre, Başka bir bölgeye tahliye olurken veya böyle bir risk varken şunlara dikkat edilmelidir;

Tavsiye edilen tahliye yollarını takip edin.

Bölge dışı bağlantı kişisine, gideceğiniz yer ve yol hakkında bilgi verin.

Gerekli olduğunu düşünüyorsanız kapınıza ne zaman ayrıldığınızı, hangi yoldan ve nereye gittiğinizi bildiren bir not asın.

Binanıza girmek istediğinizde binadaki tehlikeleri belirleyin ve önlem alın.

Kendiniz ve yakınlarınız sağlıklı ve güvendeyse başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışın.

Afet risk yönetimi için topluluk tahliye önlemleri en kritik bileşenlerden biridir. Tahminlerin ve diğer önlemlerin zaman zaman güvenilmez olabileceği düşünülürse, toplumun tahliye edilmesi ve gerekli  tedbirlerin alınması afet riski yönetiminin merkezine konulmalıdır.

Toplumların tahliyesi planlanırken, her bir afet risk yönetimi faktörünün etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Hızlı ve güvenli bir tahliye için net bir plan ve spesifik bir tahliye rotası geliştirilmelidir. Tahliye planları ve yolları, olası afetlerde can kayıplarının önlenmesi amacıyla alanın hızlı ve etkin bir şekilde boşaltılmasını ve güvenli alanlara tahliye edilmesini sağlar. Bu planlar tatbikatlarla test edilmeli ve saha ekipleri arasındaki iletişim araçları ile anlık veri akışı ve analizi sağlanmalıdır. Topluluk odaklı bir organizasyon yapısı oluşturularak her vatandaşın eğitim alması sağlanmalıdır.

 

Tahliye; risk analizi, senaryo planlama, kırılgan grupların önceliklendirilmesi, ulaştırma kapasitesi modellemesi ve merkezi risk iletişimi üzerine kurulu çok katmanlı bir kamu eylemidir. Planın başarısı yalnızca lojistik kapasiteye değil, kamusal güven üretme kapasitesine bağlıdır.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 2024 raporuna göre olası tehlikelerde yapması gerekenlerin öğretilmesi önemlidir. Toplumun, planlardan ve kaçış güzergahlarından haberdar olması teşvik edilmelidir. Tahliye planlarının oluşturulmasının temel amacı, afet önleme bilincini ve eğitimini yaygınlaştırmaktır. Ayrıca, afet öncesinde verilecek eğitimlerle, vatandaşların stres ve panikle baş etme becerileri geliştirilerek kurtarma ekiplerine yardımcı olmaları hedeflenir. Bu şekilde, psikolojik ve çevresel faktörlerin olumsuz etkileri azaltılarak afet anında daha hazırlıklı ve dayanıklı bir toplum oluşturulabilir

Birleşik Arap Emirlikleri bağlamında bu federal koordinasyon National Emergency Crisis and Disasters Management Authority üzerinden yürütülmektedir .Yerel müdahale kapasitesi ise Dubai Civil Defence ve Abu Dhabi Civil Defence Authority gibi kurumsal yapılara dayanır. Bu yapı, normatif olarak “bütünleşik afet yönetimi” modeline uygundur. Ancak kriz anında ortaya çıkan davranış örüntüleri — bireysel araç kiralama, özel jet organizasyonları, alternatif diplomatik tahliyeler — bize şunu gösterir: Planın mevcudiyeti ile planın toplumsal meşruiyeti farklıdır.

Ortadoğu bağlamında Afet sosyolojisi açısından üç kritik sorun oluşmaktadır.

*Bilgi Asimetrisi: Resmî risk iletişimi gecikirse veya yeterince şeffaf olmazsa, söylenti planın yerini alır. Köprü sabotajı gibi doğrulanmamış bilgiler, rasyonel tahliye kararını irrasyonel kaçış davranışına dönüştürebilir.

*Erişim Eşitsizliği: Tahliye kapasitesi (uçuş, kara yolu, deniz yolu) fiyat sinyalleriyle şekillenmeye başlıyorsa, süreç kamusal bir tahliye olmaktan çıkar; piyasalaşmış bir çıkışa dönüşür. Bu durum “kırılgan grupların önceliği” ilkesini zedeler.

*Çoklu Egemenlik Katmanı: Yabancı devletlerin kendi vatandaşlarına yönelik paralel tahliye planları devreye girdiğinde, kriz yönetimi ulus-üstü bir güvenlik alanına taşınır. Bu, ev sahibi ülkenin kapasitesizliği anlamına gelmez; fakat kriz anında güvenin hangi kurumsal referansa bağlandığını gösterir.

Akademik açıdan bakıldığında, yaşanan tablo bir “plansızlık”tan ziyade planın algısal ve iletişimsel başarısızlığı olarak da okunabilir. Modern afet yönetimi yalnızca operasyonel değildir; aynı zamanda iletişimsel bir rejimdir. Erken ve tutarlı bilgilendirme, senaryoların şeffaf paylaşımı ve kademeli tahliye eşikleri, panik davranışını azaltır. Aksi durumda rasyonel birey, kamu planına entegre olmak yerine kendi risk optimizasyonunu yapar.

Sonuç olarak, kriz anında özel uçak kiralama haberleri ya da kitlesel araç çıkışları bize tek bir soruyu sordurur: Eğer toplum organize yönlendirme yerine bireysel imkânlara yöneliyorsa, ortada gerçekten bir tahliye mi vardır, yoksa ekonomik ve diplomatik sermayenin belirlediği bir kaçış mı? Afet planlamasının nihai ölçütü, altyapının sağlamlığı değil; eşitlikçi, güvenilir ve öngörülebilir bir tahliye rejimi kurabilme kapasitesidir.

Not:Makalenin yazarları Adli Bilimler alanında Felaket Kurbanlarının Kimliklendirilmesi konusunda çalışmalar yapmışlardır.Ayrıca kendi meslekleri dışında Afet ve Acil Durum Yönetimi Mezunudurlar