Aynı Ürün, Üç Farklı Fiyat! Bu Nasıl Bir Serbest Piyasa?
Saray’da vatandaşın dikkatini çeken bir fiyat farklılığı, “Bu kadar da olmaz!” dedirtecek boyuta ulaştı.
Aynı ürün…
Aynı gramaj…
Aynı A4 kâğıdı…
Ama üç farklı markette üç farklı fiyat!
İlçemizdeki büyük marketlerin raflarında satılan 80 gram A4 beyaz fotokopi kâğıdının bir markette 105 TL, başka bir markette 165 TL, bir diğerinde ise 180 TL civarında satışa sunulduğu görülüyor.
Şimdi soruyoruz:
Aynı ürün nasıl oluyor da bir markette 105 TL, başka bir markette 180 TL olabiliyor?
Aradaki fark 75 TL!
Neredeyse aynı ürün için yüzde 70’in üzerinde bir fiyat farkından söz ediyoruz.
Peki bu normal mi?
SERBEST PİYASA DİYEREK HER ŞEY MÜMKÜN MÜ?
Evet, Türkiye’de serbest piyasa sistemi var. Bir işletmenin, maliyetleri, tedarik koşulları, kira giderleri, kampanyaları ve ticari politikası doğrultusunda farklı satış fiyatı belirlemesi tek başına yasak değil.
Ancak serbest piyasa demek, “Vatandaş ne bulursa ödesin” demek değildir.
Ticaret Bakanlığı da fiyat etiketlerinin tüketiciyi doğru ve eksiksiz bilgilendirmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Perakende satışa sunulan ürünlerde fiyatın tüketici tarafından kolayca görülebilir ve okunabilir şekilde gösterilmesi gerekiyor.
O halde asıl soru şu:
Denetim nerede?
Bir markette 105 TL olan aynı ürün, başka bir markette neden 165 TL?
Bir başka markette neden 180 TL?
Bu fiyatların oluşmasında hangi maliyet farkı var?
Tüketiciye bunun açıklaması yapılıyor mu?
Yoksa vatandaş sadece “Serbest piyasa” denilerek önüne konulan fiyatı ödemek zorunda mı bırakılıyor?
VATANDAŞIN CEBİ SAHİPSİZ Mİ?
Bugün bir vatandaş alışverişe çıktığında artık yalnızca ihtiyacını karşılamaya çalışmıyor.
Aynı ürünü farklı marketlerde karşılaştırmak, kampanya takip etmek, gramaj kontrol etmek, etiket ile kasa fiyatını karşılaştırmak zorunda kalıyor.
Çünkü birkaç liralık değil, kimi zaman onlarca liralık fiyat farkları ortaya çıkıyor.
Vatandaşın cebinden çıkan her kuruşun hesabı yapılırken, satış fiyatlarının oluşumundaki bu uçurumların da sorgulanması gerekiyor.
Burada kimse marketlerin zararına satış yapmasını istemiyor.
Kimse ticaret yapmasın da demiyor.
Ama ticaretin kuralları varsa denetimin de kuralları olmalı.
105 TL NEREDE, 180 TL NEREDE?
Şimdi yetkililere açıkça soruyoruz:
Aynı özelliklere sahip 80 gram A4 fotokopi kâğıdı neden bir markette 105 TL, diğerinde 165 TL, başka bir markette 180 TL?
Bu fiyat farkının gerekçesi nedir?
Tedarik fiyatları mı farklı?
Kâr marjları mı farklı?
Kampanya mı var?
Yoksa tüketicinin alışkanlıklarından ve fiyat karşılaştırması yapmamasından yararlanılan bir ticari politika mı söz konusu?
Bunların cevabını vatandaş bilmek istiyor.
Çünkü “Serbest piyasa” iki kelimelik sihirli bir cümle değildir.
Serbest piyasanın yanında şeffaflık, rekabet, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve etkin denetim de olmalıdır.
DENETİM VARSA NEDEN BU FARKLAR VAR?
Ticaret Bakanlığı, tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması ve piyasalarda fiyat şeffaflığının artırılması amacıyla düzenleme ve denetimlerin sürdürüldüğünü belirtiyor. Ayrıca 6502 sayılı Kanun kapsamında 2026 yılı için çeşitli idari yaptırımlar da uygulanıyor.
Öyleyse Saray’daki vatandaş da doğal olarak şunu soruyor:
Bu raflar denetleniyor mu?
Denetleniyorsa neye göre denetleniyor?
Denetim yapılıyorsa, aynı ürünün bu kadar farklı fiyatlarla satışa sunulması nasıl değerlendiriliyor?
Burada amaç bir marketi hedef göstermek değil.
Ama vatandaşın karşısına çıkan fiyat tablosunun sorgulanmasını istemek de kimsenin hakkını ihlal etmek değildir.
TÜKETİCİ NE YAPMALI?
Vatandaşın da hakkını bilmesi gerekiyor.
Öncelikle aynı ürünün farklı marketlerdeki fiyatlarını karşılaştırmak, ürünün gramajını ve özelliklerini kontrol etmek önemli.
Daha da önemlisi, etiket fiyatı ile kasa fiyatı farklıysa tüketici lehine olan, yani daha düşük fiyat uygulanmak zorunda.
Vatandaş ayrıca yaşadığı fiyat veya etiket sorunlarını ilgili tüketici mercilerine bildirebilir. 2026 yılında 186 bin TL'nin altındaki tüketici uyuşmazlıkları için İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılabiliyor.
SON SÖZ
Bizim itirazımız serbest piyasaya değil.
Bizim itirazımız, serbest piyasanın vatandaşın aleyhine sınırsız bir alan gibi algılanmasına.
Bir ürünün bir yerde 105 TL, başka yerde 165 TL, başka yerde 180 TL olması elbette açıklanabilir nedenlere dayanabilir.
Ama bu kadar ciddi fiyat farkı varsa bunun sorgulanması da, denetlenmesi de vatandaşın hakkıdır.
Çünkü vatandaşın cebinden çıkan para kolay kazanılmıyor.
Emekli maaşıyla, asgari ücretle, sabit gelirle geçinen insan markete girdiğinde artık her kuruşun hesabını yapmak zorunda.
O halde yetkililere bir kez daha soruyoruz:
Saray’da aynı ürün neden bu kadar farklı fiyatlara satılıyor?
Bu fiyat farklarının gerekçesi nedir?
Denetim yapılıyor mu?
Ve en önemlisi:
Vatandaşın cebini korumak için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Serbest piyasa olabilir…
Ama vatandaş sahipsiz değildir.
En azından öyle olması gerekir.