İNSAN GİBİ YAŞAMAK ZOR
İnsan gibi yaşamak gerçekten yaşamak zor. Çünkü insan olmak yalnızca nefes almak, yemek yemek, çalışmak, para kazanmak ve bir gün zamanı geldiğinde ölmek değildir. İnsan olmak; vicdan taşımaktır. Haksızlık karşısında susmamaktır. Güç eline geçtiğinde güçsüzü ezmemektir. Bir makamın arkasına saklanmadan da insan kalabilmektir. Bugün en büyük yoksulluğumuzun para olmadığını düşünüyorum. Asıl yoksulluğumuz, insanlığın giderek eksilmesidir.
Eskiden insanın cebine bakardık, şimdi makamına bakıyoruz. Eskiden sözüne güvenirdik, şimdi kimlerle yan yana durduğuna bakıyoruz. Eskiden bir insanın karakteri önemliydi, şimdi sahip olduğu koltuk, çevresi ve gücü önemsemiyor. Oysa koltuk insanı büyütmez. İnsan koltuğu büyütür.
Fakat bunu anlamayanlar vardır. Bir makam elde ettiklerinde kendilerini dünyanın merkezinde sanıyorlar. İnsanların selamını, sevgisini, saygısını kendi kişiliklerinin değil, oturdukları koltuğun kazandırdığını unuturlar. Sonra bir gün o koltuk gider. Yanlarında kimse kalmaz. İşte insanın gerçek yüzü o gün ortaya çıkar.
Çünkü makam varken herkes çevrenizde olabilir. Telefonunuz susmayabilir. Kapınızın önünde bekleyenler, elinizi sıkmak için sıraya girenler olabilir. Fakat makam bittiğinde hala kapınızı çalan bir kaç insan varsa, işte asıl zenginlik odur. İnsan gibi yaşamak biraz da budur.
Kimse görmezken doğru olanı yapabilmektir. Alkış yokken iyilik yapabilmektir. Kendisine bir faydası dokunmayacak bir insanın derdini dinleyebilmektir. Bir yetimin göz yaşını kendi çocuğunun gözyaşı kadar önemseyebilmektir. Yaşlı bir insanın elinden tutabilmektir. Sokakta aç kalan bir hayvanı görüp başını çevirmemektir. Bir ağacın gövdesine bıçakla kendi adını yazmak yerine, o ağacın yıllardır verdiği gölgeye saygı duyabilmektir. Çünkü insanlık büyük sözlerle değil, küçük davranışlarla belli olur.
Bir insanın kim olduğunu anlamak için onun kimlerle fotoğraf çektirdiğine değil, güçsüzün karşısında ki tavrına bakmak gerekir. Garsona nasıl konuştuğuna bakmak gerekir. Bir çocuğun gözlerinin içine bakıp bakmadığına bakmak gerekir. Çünkü herkes güçlüye iyi davranır. Bugün toplum olarak büyük bir hızın içindeyiz. Her şey hızlı tüketiliyor. Haberler, dostluklar, aşklar, ilişkiler, siyasi ilişkiler, hatta insanlar birisinin acısını bir kaç dakika konuşuyor, sonra başka bir görüntünün peşinden gidiyor. Bir insanın ölümüne üzülüyor, ertesi gün unutuyoruz. Belki de çağımızın en büyük hastalığı budur.
Her şeyi görüyoruz ama hiç bir şeyi hissetmiyoruz. İnsan gibi yaşamak, biraz da insan durabilmektir. Bir insanın yüzüne bakıp gerçekten dinleyebilmektir. Konuşmadan önce düşünmektir. Kırmadan söyleyebilmektir. Kırdığımız da ise özür dileyebilmektir. Çünkü kibir, insanın kendi hatasını görmesine izin vermez. Kibir büyüdükçe vicdan küçülür. Vicdan küçüldükçe insan, yaptığı kötülüğü haklı çıkarmak için bahaneler üretmeye başlar. Oysa insan gibi yaşamak, yalnızca konuşmak değil, dinlemektir.