Nazmi METİN · 10.09.2026
Günümüzde en tehlikeli cümlelerden biri belki de “Kısmen doğru” cümlesidir. Çünkü bu iki kelime, gerçeğin tamamını anlatmadan gerçeğin bir parçasını öne çıkarır. Söylenen bütünüyle yalan değildir; fakat bütünüyle doğru da değildir. İşte asıl tehlike tam burada başlar. Çünkü insanı yanıltan her zaman açık bir yalan değildir. Bazen gerçeğin yalnızca işimize gelen kısmını söylemek, gerçeğin tamamını saklamaktan çok daha etkili bir algı yaratır.
“Kısmen doğru” denilen şey, çoğu zaman gerçeğin makyajlanmış halidir. Bir olay yaşanır. Olayın bölümü anlatılır, diğer bölümü anlatılmaz. Bir konuşmanın yalnızca istenilen cümlesi alınır, öncesi ve sonrası yok sayılır. Bir siyasi kararın sadece olumlu tarafı anlatılır, bedeli gizlenir. Bir insanın yaptığı bir iyilik yıllarca konuşulur, yaptığı yanlışlar unutulur. Başka bir insanın yaptığı tek bir hata ise bütün hayatının önüne geçer. Sonra ortaya bir hüküm çıkar: “Kısmen doğru.”
Ama hayat kısmenlerden ibaret değildir. Gerçek parçalandığında anlamını kaybedebilir. Bugün özellikle siyasette bunun çok örneğini görüyoruz. Siyasetçi söylediği sözün yalnızca kendisine avantaj sağlayan bölümünü öne çıkarıyor. Rakibinin cümlesinden yalnızca işine gelen kısmı alıyor. Sosyal medyada bir kaç saniyelik görüntü dolaşıma sokuluyor. İnsanlar olayın tamamını bilmeden karar veriyor. Bir süre sonra görüntünün tamamı unutuluyor, bir kaç saniyesi gerçekmiş gibi kabul ediliyor.
İşte algı böyle kuruluyor. Gerçeğin kendisiyle değil, gerçeğin insanlara gösterilen kısmıyla mücadele ediyoruz. Toplum olarak en büyük problemlerimizden biri de araştırmadan inanmaya başlamamızdır. Bir haber görüyoruz, doğru kabul ediyoruz. Bir video izliyoruz, olayın tamamını bildiğimizi sanıyoruz. Bir paylaşım okuyoruz, hemen tarafımızı belirliyoruz. Oysa gördüğümüz her şey gerçek olmayabilir. Duyduğumuz her söz doğru olmayabilir. Okuduğumuz her haber tam doğru olmayabilir.
İnsan zihni çoğu zaman kendi düşüncesini doğrulayan bilgiye daha kolay inanır. İşine gelen bilgi “doğru” hoşuna gitmeyen bilgi ise “yalan” ilan edilir. Böylece gerçek, araştırılan bir değer olmaktan çıkar; kişinin siyasi, sosyal veya kişisel tercihine göre şekillenen bir malzemeye dönüşür. Bugün toplumda ki kutuplaşmanın önemli nedenlerinden biri de budur.
Herkes kendi gerçeğini peşinde koşuyor. Oysa gerçek, bizim tarafımızı tutmak zorunda değildir. Gerçek bazen sevdiğimiz insanı yanlış çıkarır. Gerçek bazen yıllardır savunduğumuz düşüncenin eksik olduğunu gösterir. Gerçek bazen karşımızda ki insanın haklı olduğunu kabul etmemizi gerektirir. İşte gerçek tam da bu yüzden değerlidir. Çünkü gerçek taraftar değildir.
Siyasi hayatta “Kısmen doğru” kavramı daha da önemlidir. Bir belediye başkanı hizmet yapmıştır. Bu doğrudur. Fakat aynı belediye de çözülemeyen sorunlar da vardır. Bunları söylemek başkanın yaptığı hizmetleri inkar etmek değildir. Bir siyasi parti önemli bir başarı elde etmiştir. Buda doğrudur. Fakat aynı partinin yanlışları olabilir. Bunları söylemek düşmanlık değildir.
Bazen en büyü iyilik, insanın yüzüne söylenen rahatsız edici gerçektir. Toplum olarak bunu yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bir insanı sevmek, onun her yaptığını doğru bulmak değildir. Bir partiye bağlı olmak, o partinin bütün yanlışlarını savunmak değildir. Bir yöneticiyi desteklemek, onun her kararına koşulsuz onay vermek değildir. Bir gazeteciyi sevmek, onun her yazdığına inanmak değildir. Bir dostu korumak, kollamak onun yanlışını gizlemek değildir. Bugün ise çoğu insan doğruları değil, kendisini iyi hissettiren sözleri duymak istiyor. Bu nedenle gerçek yerine onay arıyoruz.
“Kısmen doğru”nun başka bir tehlikesi daha vardır. Zamanla kısım, bütünün yerine geçer. Bir olayın küçük bir bölümü tekrar tekrar anlatılırsa, insanlar bir süre sonra olayın tamamının bundan ibaret olduğunu düşünmeye baslar. İnsanların geçmişi, hataları, doğruları, mücadeleleri, başarısızlıkları ve başarıları vardır. Bu nedenle hüküm vermeden önce hikayenin tamamını bilmek gerekir. “Kısmen doğru” ile “tamamen doğru” arasında ki farkı görebilmektir. Bize düşen, “Kısmen doğru” cümlesinin arkasına saklanmak değil; o kısmi doğrunun tamamını aramaktır.