Temel ile Cemal, çok samimi iki arkadaşmış. İçtikleri su dahi ayrı gitmezmiş. Bu iki arkadaş bir borç yüzünden, birbirleriyle mahkemelik olmuşlar. Mahkeme salonunda, Temel'in Cemal'den borç aldığı ve bu borcu geri ödemediğine dair iddianame okunmuş. Tanıklar teker teker dinlendikten sonra, Temel söz almış: 
- Hakim bey, ben bu uşaktan borç para almadım. 
Cemal, bir yargıca bakmış, bir de Temel'e bakmış ve sormuş: 
- Ula, sen benden borç para almadın mı? 
Temel, kendini savunmuş: 
- Hakim bey, ben bu adamı tanımıyorum, niçin ondan para alayım ki? 
Cemal şaşırıp kalmış: 
- Ula sen beni tanımıyor musun? 
- Tanımıyorum!.. 
Cemal fena sinirlenmiş: 
- Ula ben seni hiç tanımıyorum!.. 

BORCUN VADESİ   
 
Bu Bir Osmanlı Hikayesi
Osmanlı  vezirlerinden biri, fakir ve muhtaçlara devlet hazinesinden borç para veriyor, borç alanlar, "Bunu ne zaman geriye ödeyeceğiz?" diye sorduklarında, "Padişahımız ölünce ödersiniz" diye cevap veriyordu. Bu duruma şahid olan bir adam, bir gün Padişaha:

-Efendimiz sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyor. Demek ki niyeti kötü, sizin bir an önce ölmenizi istiyor, siz ölünce de paraları zimmetine geçirecek,diye gammazladı. 

Bunun üzerine padişah, vezirini Kendisini huzuruna çağırıp söylenenlerin doğruluk derecesini ve maksadının ne olduğunu sordu. Vezir, sıradan bir vezir değildi. Padişahı yatıştıran ve yüreğini ferahlatan şu açıklamada bulundu: 

-Padişahım, söylenen doğrudur. Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi değil, tersine daha çok yaşamanızı istediğim için yapıyorum. Bilirsiniz ki her borçluya borcunun vadesi kısa gelir, vade dolmasın diye bakar, bunun için dua eder. Bu demektir ki borçlarını siz ölünce verecek olanlar, borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allahı katında en makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetinizdir.