Türkiye’de siyaset uzun yıllardır yalnızca ideolojiler üzerinden yürümüyor. Güç dengeleri ekonomik imkanlar, devletle ilişkiler, medya baskısı, yargı süreçleri ve yerel yönetimlerin ayakta kalma mücadelesi de siyasetin görünmeyen tarafını oluşturuyor. Bu nedenle zaman zaman bir partiden seçilip başka bir partiye geçen belediye başkanları kamuoyunda büyük tartışma yaratıyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında seçilip daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi saflarına katılan isimler, toplumun önemli bir kesiminde “Neden geçiyorlar?” sorusunu doğuruyor. Belediye ve siyasette korku: bir belediye başkanının veya siyasetçinin görevini yaparken siyasi baskı, eleştiri, soruşturma, yalnızlaşma ya da destek kaybetme endişesi yaşamasıdır.
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü siyaset yalnızca görünen açıklamalarla anlaşılabilecek kadar basit bir alan değil. Bazen mesele ideolojik dönüşüm oluyor, bazen kişisel kariyer hesabı, bazen belediyeyi ayakta tutma çabası, bazen de korku. İdeoloji: bir kişinin, gurubun veya siyasi partinin toplum, devlet, ekonomi ve yaşam hakkında ki temel düşünce ve değerler bütünüdür. Siyasette kişisel kariyer: bir kişinin siyasi düşüncelerinden veya partisinden çok, kendi makamını, geleceğini ve siyasi yükselişini ön planda tutması anlamına gelir. Belediyeyi ayakta tutma çabası: bir belediye başkanının hizmetlerin devam etmesi yatırımların sürmesi, çalışanların maaşlarının ödenmesi ve belediyenin mali olarak güçlü kalması için gösterdiği çabasıdır.
Belediye Başkan aynı zamanda merkezi iktidarla sürekli ilişki içinde olmak zorundamıdır. Kaynakların dağılımı, yatırımların onayı, kredi izinleri, bürokratik süreçler ve devlet kurumlarıyla uyum, belediyelerin nefes almasını belirleyen en önemli unsurlardır. Muhalefet belediyeleri çoğu zaman ‘engelleniyoruz’ derken, iktidar ise bunu hep reddeder. Fakat yerelde görev yapan bir çok siyasetçi, merkezi iktidarla ters düşmenin ağır sonuçları olabileceğini düşünmektedir ve düşünmekte de haklıdırlar.
Bazı belediye başkanları için parti değiştirmek ideolojik bir tercih değil, siyasi hayatta kalma refleksi haline dönüşebiliyor. Çünkü Türkiye’de siyaset çok serttir. Birgün alkışlanan biri, ertesi gün hedef haline gelebiliyor. Hakkında soruşturmalar açılabilir, medya baskısıyla karşılaşabilir, yalnızlaştırılabilir. İşte tamda bu noktada bazı siyasetçiler güçlü olanın yanında durma eğilimi gösteriyor.
Ancak toplumun bir bölümü bu parti geçişlerini “pragmatizm” değil, ‘ihanet’ olarak görüyor. Pragmatizm; “faydacılık veya yararcılık olarak bilinmektedir. Bu yaklaşıma göre, bir düşünce pratikte işe yarıyor ve olumlu sonuçlar veriyorsa doğrudur.” Günlük hayatta pragmatizm bireyin veya toplumun çıkarlarını gözeterek en yüksek faydayı sağlamaya odaklanması anlamına gelir. İdeolojik saplantılardan uzak, rasyonel ve çözüm odaklı hareket etme tarzını ifade eder.
Çünkü insanla oy verirken yalnızca kişiye değil, temsil ettiği siyasi kimliğe de oy verdiğini düşünüyor. Chp rozetiyle seçilen bir belediye başkanının kısa süre sonra bir başka partiye geçmesi seçmende ciddi bir güven kırılması rahatsızlık yaratmaktadır. Özellikle yıllarca iktidarı sert biçimde eleştiren isimlerin aniden saf değiştirmesi “demek ki söylediklerine kendileri de inanmıyormuş” eleştirilerine neden oluyorlar.
Bazı belediye başkanları gerçekten korkuyor olabilir. Siyasi yalnızlıktan, hedef gösterilmekten, belediyesinin çalışamaz hale getirilmesinden, hakkında açılabilecek dosyalardan ya da bir sonra ki seçimde tamamen tasfiye edilmekten korkuyor olabilirler. Çünkü siyaset yalnızca kürsüde yapılan konuşmalar değildir; aynı zamanda perde arkasında ki baskıları yönetme sanatıdır. Belki de bugün Türkiye siyasetinin en büyük sorunu budur. İnsanların artık sözlere değil, güç dengelerine inanması, çünkü bir belediye başkanı parti değiştirince insanlar artık “neden fikir değiştirdi” diye değil, “hangi baskıyı gördü?” ya da “hangi hesabı yaptı” diye düşünüyor. Ama hangi gerekçe olursa olsun, bu geçişler toplumda şu duyguyu büyütüyor. Türkiye’de siyaset artık fikirlerin değil, güç ilişkilerinin savaşı haline geldiği düşünülüyor.