ads
DOLAR 46.66 ₺
EURO 53.15 ₺
STERLIN 62.10 ₺
G.ALTIN 6,130.13 ₺
Ç.ALTIN 10,042.18 ₺
BİLEZİK 5,601.51 ₺
BTC 60,138.80 $
ETH 1,576.20 $
BİST 0.00

    TEKİN SÖNMEZ

    TEKİN SÖNMEZ

    Yerelde İktidara Gelen Yöneticiler Kronikleşiyor!

    Yayınlama: 28 Haziran 2026 Pazar 14:59 Okunma: 9

    Saray Neyi Kaybediyor?

    Koltuk Gücü, Halkın Gücünü Gölgede Bırakıyor

    Ortak Akıl Sadece Seçim Sloganı mı?

    Belediyecilik Hizmetle Ölçülür, Algıyla Değil

    Saray'ın Kaybedecek Bir Beş Yılı Daha Yok

    Yerel İktidar mı, Tek Adam Yönetimi mi?

    Eleştiriye Kapalı Yönetim, Gelişime de Kapalıdır

    Saray'da her seçim döneminde aynı senaryo sahneleniyor. Belediye başkan adayları meydanlara çıkıyor; "ortak akıl", "şeffaf yönetim", "katılımcı belediyecilik", "hesap veren yönetim" gibi kulağa hoş gelen vaatler sıralanıyor. Seçim bittiğinde ise verilen sözlerin büyük bölümü unutuluyor, geriye ise tek kişinin iradesine dayalı bir yönetim anlayışı kalıyor.

    Saray, uzun yıllardır değişen isimlere rağmen değişmeyen bir yönetim kültürünün bedelini ödüyor. Başkanlar değişiyor ama anlayış değişmiyor. Koltuğa oturan birçok yönetici, zamanla eleştiriye kapalı, kendi kararlarını mutlak doğru gören bir yapıya bürünüyor. Ortak akıl söylemi seçim meydanlarında kalırken, belediye yönetimi giderek tek merkezden yönetilen bir sisteme dönüşüyor.

    Yerel yönetim; kişisel egoların, kırgınlıkların ve siyasi hesaplaşmaların yürütüldüğü bir makam değildir. Belediye başkanlığı, halkın emanetidir. Ancak geçmişten bugüne Saray'da görev yapan belediye başkanlarının önemli bir kısmı, bu emaneti ortak yönetim anlayışıyla değil, kendi siyasi ve kişisel tercihleri doğrultusunda kullanmayı tercih etti.

    Eleştiriye tahammülsüzlük, farklı görüşleri dışlama, liyakat yerine yakın çevreyi önceleme ve belediyeyi adeta kişisel yönetim alanına dönüştürme anlayışı, Saray'ın gelişiminin önündeki en büyük engellerden biri haline geldi. Belediye meclisleri çoğu zaman sadece onay makamına dönüşürken, vatandaşın fikirleri ise seçimden seçime hatırlanır oldu.

    Koltuğa oturur oturmaz kendisini yalnızca bir ilçenin değil, adeta ülkenin yöneticisi gibi gören anlayış; demokratik katılımı zayıflatıyor, kurumları işlevsiz hale getiriyor ve belediyeyi tek kişinin kararlarına bağımlı hale getiriyor. Oysa yerel yönetimlerde güç, tek elde toplanmamalı; yetki, denetim ve katılımcılık ilkeleri birlikte işletilmelidir.

    Demokrasi yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir. Demokrasi; hesap verebilmek, eleştiriye açık olmak, vatandaşın sesini dinlemek ve ortak aklı gerçekten hayata geçirmektir. Güç tek kişide toplandığında, denge ve denetim mekanizmaları zayıfladığında demokrasi zarar görür.

    Saray'ın artık kişilere bağlı yönetim anlayışından kurtulması gerekiyor. İlçenin ihtiyacı olan şey; kibir değil tevazu, propaganda değil hizmet, slogan değil sonuç, kişisel iktidar değil kurumsal belediyeciliktir.

    Geçmişte görev yapanlar da bugün görevde bulunanlar da aynı gerçeği unutmamalıdır: Belediye başkanlığı kalıcı değildir. Kalıcı olan, halka bırakılan eserler, yönetim anlayışı ve kamu vicdanındaki izdir. Vatandaş artık vaat değil, hesap verebilirlik; gösteriş değil, hizmet; tek adam anlayışı değil, katılımcı ve şeffaf bir belediyecilik görmek istiyor.

    "Saray'ın sorunu isimler değil, zihniyettir. Dün farklı bir isim vardı, bugün başka bir isim var. Ancak belediyeyi kendi iktidar alanı olarak gören anlayış değişmediği sürece ne vaatlerin ne de sloganların bir anlamı kalacaktır. Yerel yönetimler kişisel güç gösterisinin değil, halka hizmetin makamıdır. Koltuklar geçicidir; geriye ya eser kalır ya da kötü bir yönetim anlayışının izleri..."